BANKACILIKTA YÜZDÜRÜLEN KREDİLER ÜZERİNE TESPİTLER

Bankacılık Sektöründe Şeffaflık

Sermaye piyasalarında şeffaflık çok önemli bir konudur. Bankacılık sektörü diğer sektörlerden bu yönüyle çok farklı bir sektördür. En basit anlamıyla halkın birikimlerini emanet ettiği ve bu emanetleri işleterek kazanç sağlayan bu kurumlar faaliyetini en şeffaf şekilde yürütmek zorundadırlar. Bu birikimleri kredi olarak piyasada plase ederken kredi tahsis süreçlerini en iyi şekilde işleterek bu kredileri halk diliyle “batırmamak” zorundadırlar. Batırılan her kredi heba edilmiş kaynaktır.

Bankalar, aracılık fonksiyonlarının bir gereği olarak, topladıkları kaynakları kredi olarak piyasaya plase ederler. Plasman, bankaların en çok gelir elde ettiği faaliyet olmakla birlikte, bu süreç birçok risk altında gerçekleştirilmektedir. Kredi tahsis sürecinde asimetrik bilginin varlığı, finansal krizler, firmalardan kaynaklanan hatalardan dolayı zaman zaman kullandırılan kredilerin geri dönüşlerinde sorunlar oluşmaktadır. Sorunlu kredilerin varlığı banka finansal tablo ve oranlarına, sermaye yeterliliğine, aktif kalitesine, likidite oranlarına olumsuz etkisi olması nedeniyle önem verilen bir durumdur. Ancak, tüm gözetim, denetim, izleme faaliyetlerine ve sorunlu kredilerin tasfiyesine yönelik İstanbul Yaklaşımı, Anadolu Yaklaşımı, Varlık Yönetim Şirketleri, bankaların kendi uygulamalarına rağmen sorunlu kredi miktarı yıllar itibariyle artmaktadır[1].

Bu yazı da Türk Bankacılık sistemi içinde var olduğu son günlerde sıkça dile getirilen “yüzdürülen krediler” den bahsetmeye çalışılacaktır. Bu konuda varsayımlar dışında sektörün genelinde detaylı ve tutarlı yayınlanmış bir araştırma maalesef bulunmamaktadır.

Yüzdürülen krediler, yapılandırılmış kredilerden, I. sınıfta yer alan ama aslında geri ödeme olanağı sınırlı, firmalarda sermaye haline gelmiş krediler olarak tanımlanabilir. Bankalar, bir kredinin beş aşamalı takip sürecinde ilk iki aşama geçilip de üçüncü aşamaya gelindiğinde yani kredi donuk kredi niteliğine bürününce, bu alacağa yüzde 20 oranında karşılık ayırmak zorundadır. Karşılık miktarları dördüncü aşamada yüzde 50 ve beşinci aşamada yüzde 100’e yani alacağın tamamına ulaşır.

Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğe aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/06/20160622-3.htm[2]

Uluslararası finansal raporlama standartlarının (IFRS ya da Türkçe TFRS) 9’uncu maddesi 2018 yılbaşından itibaren önemli bir değişikliğe uğramıştır. Yukarıda linkini verdiğimiz kanunun son bölümüne eklenen geçici madde aşağıdaki gibidir;

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bankalar, durumlarını 1/1/2018 tarihine kadar TFRS 9 uncu maddeye uygun hale getirmek zorundadır.

(2) Kurul, bankanın detaylı gerekçelerini içeren başvurusu üzerine yapacağı değerlendirmeye göre banka bazında TFRS 9 uygulamasına geçilmesi konusunda ilave süre tanınmasına karar verebilir.

Yukarıda anılan değişiklik ile yapılan ertelemelerin takibe düşen kredilerde bir patlama yaşatacağından söz edilmektedir. Bu değişiklikle bankalar 90 gün ödenmeyen kredileri direkt takibe atmak zorundadırlar. 2006’da yayınlanan ve üzerinde 10’dan fazla değişiklik yapılarak bugüne taşınan ‘Kredilerin Sınıflandırılması ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Yönetmelik’e göre ödeme süresi 90 günü geçen kredi alacağının banka bilançolarında takipteki kredi olarak gözükmesi şart koşulmaktadır.

Toplam sektörü incelediğimizde – her ne kadar oransal olarak kabul edilebilir seviyede olsa da-  takipteki kredilerde hızlı bir yükseliş bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloyu BDDK’nın raporundan alınmıştır.

11

22

Takibe alınan kredilerin Türkiye’deki oranı toplam kredi stoku içinde yüzde 2,96’dır. Bu oran Avrupa ile karşılaştırıldığında makul sayılabilecek seviyededir.  Ancak aralık ayı BDDK verilerine göre alarm verici bir gelişme bulunmaktadır. Aralık ayında Türk bankacılık sektöründeki sorunlu krediler geçen yılın aynı ayına göre %30 artmış ve 64 mia TL’sına ulaşmıştır.

Şimdi bankaların takipteki kredilerinin çok daha yüksek olduğu izlenimi edindiğimiz bazı gözlemlerimizi madde madde sıralayalım;

  • Piyasadan edindiğimiz bilgilere göre KGF kredileri genel olarak daha önce verilen ancak geri ödenmediği için aslında takip hesaplarına düşmesi gereken teminatsız, riskli ve aksayan kredilerin yeniden yapılandırılmasında kullandırıldı. Bu sayede batığa giden krediler yüzer kredi haline dönüştürüldü. Riskli firmalara kredi vermek kolaylaşınca kısa sürede 220 mia TL’lik kredi hacmine ulaşıldı. Eski bir bürokrat KGF kredilerinden kaynaklanabilecek olası risklere dikkat çekerek 2001 krizinin de batık kredilerin %10’a ulaşınca oluştuğunu belirtmişti. Yine sektörde yer alan yönetici pozisyonunda çalışanların tahminleri, brüt takipteki alacaklar ve yüzdürülen krediler ile bilançodan satış ile çıkarılmış kredilerin etkisini hep beraber hesaplandığı zaman problemli kredi-canlı kredi oranının oranın %10’lara kadar ulaştığını ifade ediyorlar.
  • BDDK verilerine göre 31.12.2017 itibariyle İnşaat sektörünün bankalara olan nakdi ve gayrinakdi kredi borcu toplamı 311 mia TL’dir. Bu krediler 2016 ile 2017 yılı arasında %23’lük artışla 254 mia TL’den 311 mia TL’ye yükselmiştir. KGF’nin etkisiyle inşaat sektöründe de kredi stoğu büyümüştür.

Merkez Bankası istatistiklerine göre, 31.12.2017 itibariyle, bireylerin bankalara olan konut kredisi borcu 192 mia TL’dir. Dolayısıyla inşaat sektörüne kullandırılan bireysel ve ticari nitelikli kredilerin toplamı  503 mia TL’yi bulmaktadır. Aynı tarihte bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi ise 2.045 mia TL’dir. Yani inşaat ve konut kredileri, toplam kredi pazarının 4’te birine tekabül etmektedir.

  • Türk Telekom’un ana ortağı OTAŞ’a açılan 4.75 mia USD kredinin 3 mia USD’sini üstlenen Akbank, Garanti ve İş Bankası 1 yılı aşkın süredir kredi tahsilatını yapamamıştır. 2018 yılı başlarında Akbank’ın OTAŞ kredisini yakın izlemeye aldığını açıklamasının ardından Garanti Bankası ve İş Bankası da krediyi “yakın izlemeye” almıştır.

Garanti Bankası’nın üçüncü çeyrek bilançosuna göre, banka, 951.4 mio USD ve 7.8 mio EURO tutarındaki krediyi, İş Bankası da üçüncü çeyrek bilançosuna göre 1.9 mia TL krediyi ve Akbank, 1.5 mia USD tutarındaki krediyi daha önce “Standart Nitelikli Krediler ve Diğer Alacaklar” sınıfında takip ediyordu.

OTAŞ’a 2013 yılında 4.75 mia USD tutarındaki krediyi veren 30’a yakın banka arasında en büyük pay Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası’nın.

İlaveten Turkcell’in yönetim koltuğuna oturma karşılığında Mehmet Emin Karamehmet’e ait Çukurova Grubu’na Ziraat Bankası aracılığıyla açtırdığı 1.6 mia USD kredinin ilk taksitinin de ödenmediğini gazete ve uluslararası ajansların haberlerinden öğrenilmektedir. Ziraat Bankası’nın bilanço dipnotlarında ise Turkcell için açılan 1.6 milyar dolarlık krediden hiç bahsedilmemiştir.

  • Aşağıdaki tablo altı adet bankanın internet sitelerinde yer alan yatırımcı ilişkileri bölümündeki finansal bilgiler kısmında bulunan bilanço dipnotlarından alınan verilerden hazırlanmış bir tablodur.

AA

Bu rakamlar altı büyük bankanın idari takibe aldıkları riskli kredilerin, resmi olarak takipte gösterilen kredilerinden 2.6 kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu altı bankanın verilerinin sektör ortalamasını yansıttığını var sayarsak, ortaya 227 milyar liralık batık ve riskli kredi tutarı çıkmaktadır. Bu da dağıtılan kredilerin %11’inde sorun yaşadığı yönünde bir rakam çıkmasına neden olmaktadır. Burada altı banka üzerinde olasılık hesabı yapılmıştır. Yine de riskli ve yüzdürülen kredilerin resmi olarak açıklanan takipteki kredilere göre oldukça yüksek olduğu çok açıktır.

Burada akla şöyle bir soru gelmektedir; Bankalar ayırmaları gereken gerçek karşılıkları ayırmış olsalardı, öz varlık karlılığı nerede olurdu?

Bu rakamların içinde genel olarak bireysel, perakende, ticari ve kurumsal krediler bulunmaktadır. Ama bir de varlık şirketlerine satılarak çıkarılan krediler bulunmaktadır. Özel Bankalar bazı alacaklarını daha doğrusu sorunlu kredilerini 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 143 Maddesine istinaden bu amaçla kurulmuş kurumlara devretmektedir. Yine 2017 yılının ocak ayında çıkan KHK ile de artık kamu bankaları da yasal takibe düşen geri ödenmesinde sıkıntılı olan icraya intikal eden kredi, kredi kartı ve diğer tüm alacaklarını bu firmalara devredebilmektedir. Peki banka neden kendi alacağını başka firmalara devreder ? Banka bu sistem sayesinde sorunlu kredi takibi ile uğraşmamakta ve bankaların verdiği kredilerin geri dönüş makası açılmasının banka sicilini olumsuz etkilemesi önlenmektedir. Verilen kredilerin %40’ı takibe / icraya düşen bankayı BDDK incelemeye alacak ve hatta el dahi koyabilecektir.

Aşağıdaki tablo http://www.mahfiegilmez.com/2017/01/bankalar-tahsil-edemedikleri-alacaklarn.html sitesinden alınmıştır.

Tahsili Gecikmiş Alacak SatışıTicari AnaparaBireysel AnaparaToplam Anapara


20081.1566121.768
2009513487999
20101.6261.3432.968
20118961.4292.325
20121.6351.6083.242
20131.3141.7893.103
20142.5163.5956.111
20158251.2622.086
20163.0683.4506.518
TOPLAM13.54715.57329.121

***Mio TL

Kredi Garanti Fonu’nun bankalara sorunlu olabilecek kredileri yapılandırma fırsatı verdiği aşikârdır. Fakat reel sektördeki sorunlar daha ciddidir. Kurumsal yönetim, verimlilik, etkinlik, finansal yönetim, rekabet edememe, teknolojik altyapı yetersizliği gibi sorunlar çözülmedikçe KGF kredileri sadece bu sorunları öteleyecektir. Kurumsal yönetim, stratejik yönetim ve finansal yönetim anlamında gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar ile aramız giderek açılmaktadır.

Bankacılıkta satış süreçleri ve kredi tahsis süreçleri bir kuşun iki kanadı gibidir. Aksayan kanat zafiyet oluşturur. Maalesef özellikle 2005-2006’lı yıllardan sonra bireysel bankacılıktaki satış ve kredilendirme modellerinin âdeta ticari ve kurumsal kredilere taşınması pek çok sorunu ortaya çıkarmıştır. Finansal analiz ve kredi tahsis bölümlerinde çalışan profesyonellerin uzmanlık düzeyi yeterince arttırılamamıştır. Koltuğunu koruma kaygısıyla satış ekipleri ve şube müdürlerinin kuklası haline kredi yöneticileri, sadece kâr etme amaçlı hareket eden bilinçsiz ve bilgisiz satış kadrolarının tahakkümü altına giren kredilendirme süreçleri kredi ve risk konusunda yetersiz kadroların da istihdam edilmesi ile kaynaklar olmaması gereken yerlere olmaması gereken tutarlarda ve vadelerde tahsis edilmiştir.

Bankalardaki satış, kâr ve büyüme hedefleri RİSK’in önüne geçmiştir. Bazı sektörlerde kredi yoğunlaşmasına sebebiyet verilmiştir. Bu sektörlerde yüksek risk-yüksek kredi karlılığı-yüksek maddi teminat bileşkesi ile yaratılan krediler, kağıt üzerinde kârlı ve canlı, fiilen ise donuk hale gelmiştir. Özellikle diğer bankaların risklerini daha yüksek karlılık beklentisi ile alınma yarışı, yanlış firmalarda yanlış bir rekabetin oluşmasına yol açmıştır.

Finansal / kredi analistinin temel muhasebe alanında kayıt aşamasından, dönem sonu işlemlerine, mizan oluşturulmasına, mizandan finansal tabloların oluşumuna kadar bilgi sahibi olması gerekir. Doğru kredi kararı verebilmek için Türkiye’de temel finansal tabloları analiz etme becerisi kadar, temel finansal tabloları oluşturan hesap planının detaylı analizi önemlidir. Maalesef,  İnşaat – Taahhüt firmalarında mali yılda ciro rakamına bakıp karşılaştırma yapan kredi yöneticileri bulunmaktadır. Firmasına kredi kullandırdıktan sonra bu krediyi mevduat yapıp ve bu mevduatı teminat olarak gösterip tekrar kredi kullandırmak isteyen şube müdürleri bulunmaktadır.

Bankalar kadrolarını son yıllarda o kadar hızlı değiştirir hale gelmiştir ki deneyimli bankacıları çıkartarak yerine daha az maliyetli çalışan koyma yoluna gitmişlerdir. Şubeler giderek profesyonel bankacılık fonksiyonundan, pazarlama fonksiyonuna, pazarlama fonksiyonundan da basit bir satış fonksiyonuna dönüşmüşlerdir. Plansız ve art arda yapılan segmentasyonlar ile kredi hafızasının en önemli kaynağı zayıflatılmıştır. Kredi ve müşteri devirleri bazı bankalarda o kadar plansız yapılmıştır ki hem krediye bakan tahsis ekipleri hem de şubeler değişmiştir. Duayen bankacı Rıfat Taranto’nun dediği gibi “Kredi canlı bir varlıktır.” prensibi göz ardı edilmiştir. Şubede kredinin sağlığını en yakından izleyecek, hissedecek profesyonel bankacıların nitelikli zamanlarını operasyon yükü, niteliksiz satış ve Excel raporlamaları işgal eder hale gelmiştir.

SONUÇ

Bankacılık sektörü etikten ve şeffaflıktan uzak faaliyet göstermektedir. Masraf ve komisyon tahsilatları, aşırı kâr kaygıları, amaç ve asıl işleyişinden uzaklaşmış kredi tahsis süreçleri, üst yönetimlere dağıtılan primlerin şeffaf olarak açıklanmaması gibi konuların sektör tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Takipteki krediler büyüklüğü ve oransal etkileri itibariyle bankaların bilanço, gelir tablosu, kârlılık, likidite, sermaye yeterliliği ve aktif kalitesi oranlarını etkilemekte, bankaların kaynaklarını donuk alacaklara bağlaması, kaynak ve kredi maliyetine etkisi, bankanın bunları tahsil etmesine yönelik faaliyetlerini arttırması, muhasebe ve sınıflandırma işlemlerinin önemini arttırması hususları dikkate alınarak önem verilmesi, kredilerin kullandırılma süreci kadar firmaların analiz ve istihbarat yani kredi plasman öncesi aşamasına da önem verilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

“16668tbs_temel_gostergeler_raporu_aralik_2017.pdf”. Erişim 26 Mart 2018. https://www.bddk.org.tr/WebSitesi/turkce/Raporlar/TBSGG/16668tbs_temel_gostergeler_raporu_aralik_2017.pdf.

“Akbank takipdeki kredi alacaklarını sattı haberi – BorsaGündem.com”. Erişim 25 Mart 2018. http://www.borsagundem.com/haber/akbank-takipdeki-kredi-alacaklarini-satti/1203562.

“Bankacılık Sektörünün Karlılığı ve Sektöre Yöneltilen Eleştiriler”. Strateji ve Finans. Erişim 25 Mart 2018. https://www.stratejivefinans.com/single-post/2018/02/27/Bankac%C4%B1l%C4%B1k-Sekt%C3%B6r%C3%BCn%C3%BCn-Karlar%C4%B1-Reel-Anlamda-Y%C3%BCksek-midir.

“Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü”. Erişim 26 Mart 2018. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/06/20160622-3.htm.

“Denizbank alacaklarını sattı”. Dünya Gazetesi, 11 Aralık 2017. https://www.dunya.com/finans/haberler/denizbank-alacaklarini-satti-haberi-393995.

Eğilmez, Gönderen Mahfi. “Bankalar Tahsil Edemedikleri Alacaklarını Ne Yapar?” Erişim 25 Mart 2018. http://www.mahfiegilmez.com/2017/01/bankalar-tahsil-edemedikleri-alacaklarn.html.

“OTAŞ kredisi ‘yakın izlemede’”. Dünya Gazetesi, 11 Ocak 2018. https://www.dunya.com/finans/haberler/otas-kredisi-yakin-izlemede-haberi-398077.

Selimler, Hüseyin. “SORUNLU KREDİLERİN ANALİZİ, BANKA FİNANSAL TABLO VE ORANLARINA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ”. Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi 7, sayı 12 (01 Ocak 2015): 131. https://doi.org/10/gc3hvs.

“Türk Bankacılık Sistemindeki Kurumsal ve Ticari Kredi Süreçlerinin Eleştirel Analizi”. Strateji ve Finans. Erişim 25 Mart 2018. https://www.stratejivefinans.com/single-post/2016/09/25/S%C3%BCpermarket-Bankac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n-EtkileriT%C3%BCrk-Bankac%C4%B1l%C4%B1k-Sistemindeki-Kurumsal-ve-Ticari-Kredi-S%C3%BCre%C3%A7lerinin-Ele%C5%9Ftirel-Analizi.

“Türkiye’de 3 Banka, 700 Milyon TL’lik Alacaklarını, 32,5 Milyon TL’ye Sattı”. Haberler.com, 04 Ekim 2017. https://www.haberler.com/turkiye-de-3-banka-700-milyon-tl-lik-10094993-haberi/?utm_source=facebook&utm_campaign=tavsiye_et&utm_medium=detay.

“Varlık Yönetim Şirketine Devredilen Banka Borçları | Banka Kredi Haberleri”. Erişim 25 Mart 2018. https://www.bankarehberim.com/varlik-yonetim-sirketine-devredilen-banka-borclari/.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.