ETİK FİNANS MI İSLAMİ, İSLAMİ FİNANS MI ETİK

Dünya, para ve sermaye piyasalarının ve finansal sistemlerin hızlı geliştiği 20. yüzyılda birçok ekonomik ve finansal kriz yaşamıştır. Bu krizler 21. yy. ‘ın da başında ABD’nde kendini gösteren ve bütün dünyaya yayılan 2008 Global Krizi ile günümüzde etkilerini hâlâ devam ettirmektedir. Yaşanan bütün finansal krizler her seferinde yeni ekonomik ve finansal sistemler, finansal hizmetler ve ürünler için birtakım arayışlar başlatmıştır. Öte yandan kullanılan tekniklerin ve takas süreçlerinin karmaşıklığı,  mevcut piyasa ve oyuncuların çeşitliliği finans dünyasını sürekli bir gelişim ve değişime itmektedir (Pellerin ve Casimiro, 2009, s. 16).

Büyüme/gelişme dönemleri ve kriz/çöküş dönemleri arasında kesişen bir alan olarak değerlendirilebilen finans dünyası, ekonomik koşulların elverişli olduğu büyüme/gelişme dönemlerinde ekonomik birimler için daha istikrarlı çalışma ortamı sunmakta, öte yandan, olumsuz ekonomik koşullar, yüksek istikrarsızlık ve güven kaybı ile karakterize edilen kriz dönemleri yaşamakta ve etik olmayan hâl ve koşullara maruz kalabilmektedir (De Courcelles, 2008, s. 21). Bu koşullar altında gündeme gelen “Etik Finansın” ne anlama geldiğini ve finans dünyasındaki rolünü, finansal piyasalarda “etik” eksikliği olup olmadığı ve finansal piyasaların çökmesine yol açan “etik olmayan” uygulamaların baskın olup olmadığını ortaya koymak gerekliliği ortaya çıkmaktadır (Khamlichi, 2012, s. 1).

Finans ve etik kavramları tarihin ilk dönemlerinden bu yana yan yana kullanılmıştır. İslam dini de önerdiği adil, sosyal, eşitlik ve paylaşım temelli toplumsal yapısıyla bireyler arasındaki ticari ilişkileri de düzenlemiştir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar insan unsurunu göz ardı eden kapitalizm, 1950’li yıllardan sonra insan odaklı olarak değişmeye başlamış, sosyal sorumluluğu olan, çevreye ve doğaya saygılı insan modeli ile sosyal adalet ve eşit gelir dağılımı gibi konular daha çok konuşulmaya başlanmıştır. Bu dönem aynı zamanda İslami Finansın dünya üzerinde büyümeye başladığı dönemlerdir. Günümüze kadar çok büyük bir hızla gelişim gösteren İslami Finans ekosistemi özellikle kriz dönemlerindeki başarısı ve insan odaklı, paylaşımcı, sosyal adalet ve refaha dayalı adil düzenlemeler getirmesi ile konvansiyonel sisteme karşı önemli bir finans sistemi haline gelmiştir.

Batı dünyasının etik, yeşil, sosyal veya ahlâki olarak nitelendirdiği bütün sermaye biçim ve hareketleri İslami finansın tamamen içinde barındırdığı kavramlardır. Sürdürülebilir Kalkınmanın bütün işlev ve unsurlarını kapsayan yine İslami finansın ta kendisidir.  Sosyal sorumlu yatırımların ve inanç temelli yatırımların dünyadaki örnekleri incelendiğinde yapıları itibariyle birbirine çok benzedikleri, esasları arasında tam bir ayırım olmadığı görülmektedir. Örneğin, ABD’nde faaliyet gösteren LKCM Aquinas Fonları bir sosyal sorumlu yatırım fonu olmasına rağmen ABD Katolik Piskoposlar Konferansı tarafından belirlenen Sosyal Sorumluluk Sahibi Yatırım Kılavuzlarına tabidir. İlaveten, Ava Maria Yatırım Fonları, Roma Katolik Kilisesi’nin öğretilerine bağlı olarak oluşturulmuş “Katolik Danışma Kurulu” rehberliğinde “ahlaki olarak sorumlu yatırım” kriterlerini uygular, fakat sosyal sorumlu yatırım olarak tesis edilmiştir (“İnanç Temelli Yatırım Kılavuzu,” 2021). Dolayısıyla adı etik, yeşil, inanç bazlı, sosyal sorumlu olsun beslendikleri kaynak dini kural ve kaidelerdir.

Etik Nedir

Türk Dil Kurumu sözlüğünde Etik, töre bilimi, ahlâki ve çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar olarak tanımlanır (TDK Sözlük, 2020). “Etik” sözcüğü Yunancadan “ethos” sözcüğünden gelmekte olup karakter anlamına gelir.  Etik, insan davranışlarında ahlâki olanın temeline inerek onun özünü araştıran felsefe disiplini olarak tanımlanır. Etik, ahlâk felsefesidir ve insanın bütün davranış ve eylemlerinin temelini araştırır (“Meslek Etiği,” 2016, s. 3).

Etik sözcüğünün iki farklı kullanımı vardır. İlk kullanımı; alışkanlık, töre ve gelenek anlamlarını taşır. İkinci kullanımı ise eylemde bulunan kişinin, aktarılan eylem kurallarını ve değer ölçülerini sorgulaması, kavraması ve üzerinde düşünerek iyi ve doğru olanı gerçekleştirmek için bu süreci alışkanlığa dönüştürmesine denir. Alışkanlık, töre ve gelenek böylelikle karakter anlamını da almakta, erdemli olmanın temel tavrı olarak pekişmektedir (Güçlü, Uzun, Uzun ve Yolsal, 2002, ss. 501–502).

İlk çağlardan bu yana etik kavramının birçok tanımı yapılmış, eski çağlardan itibaren üzerinde düşünülüp tartışılan bir felsefe disiplini olmuş, felsefi, psikolojik ve sosyolojik açılardan ele alınmıştır. Bu bağlamda etik kavramının anlamı ve etik davranışı belirleyen önemli öğeler olan kültür, değer, norm kavramları, görgü kuralları olmuştur (“Meslek Etiği,” 2016, s. 2).

Aristotales, etiği kuramsal felsefeden ayırarak kendi başına bir felsefe alanı olarak ele alan ilk filozoftur. Anglo-Sakson anlayışta ise “etik” kavramı, hem etiği hem de ahlâkı bir araya getiren daha geniş bir anlama sahiptir (Khamlichi, 2012, s. 1).

Etik, “eylem ve davranışların düzenleyici ilkeleriyle ilgilenen felsefe disiplinidir. Bu kavram, özgürlükler ve kısıtlar ile belirlenen ilkeler çerçevesinde bir eylemin düzenlenmesini amaçlar. Etik, doğru ve yanlış davranış teorisi ahlâk ise onun pratiğidir. İlkeler söz konusu olduğunda etik kavramı kullanılırken, davranış söz konusu olduğunda ahlâk kavramı kullanılır (Khamlichi, 2012, s. 1).

Frank Navran’a göre etik değerler, sahip olduğumuz temel inançlardır. İyi, doğru ve adil olanı tanımlamak için kullandığımız ilkelerdir. Bunlar bize doğruyla yanlışı, iyiyle kötüyü birbirinden ayırt etmemizde yol gösterirler ve davranış standartlarımızı oluştururlar. Etik, bizim davranışlarımızı düzenlerken seçimlerimizi yansıtan ancak yasal yaptırımı olmayan ilkelerdir (Navran, 2004).

Etik ve ahlâk birbirinden farklı kavramlardır ve onları ayırt etmemiz gerekmektedir. Ancak pek çok yazar iki kavramı karıştırmaktadır. Etik ile ahlâkın farklı olmasının nedeni, etiğin ahlâk felsefesi olması, ahlâkın ise etiğin araştırma konusu olmasındandır (Altınırmak Gökbel, 2007, s. 160). Etik, emredici olmayan bir söylemdir, ahlâk ise zorunlu bir söylemdir, yükümlülüktür (Guéranger, 2009, s. 9). Etik, eylem, davranış ve yargıları ilgilendiren bir disiplin olarak felsefenin önemli bir parçası ve sistematik bir çalışma alanı olmuştur. Ahlâk felsefesi ya da etik, ahlâkı konu edinen felsefe disiplinidir. Etik tartışmasının temel konusu, insanın eylemlerini ahlâki bakımdan değerli ya da değersiz kılanın ne olduğudur. Günümüzde ise etik kavramı, daha çok iş hayatı içerisindeki davranış biçimlerini irdeleyen, düzenleyen bir disiplin olarak görülmektedir (“Etik Kavramı,” 2020).

Etik, İslam’ın bütün temel ilke ve kurallarının içine yerleşik durumdadır. Her bir kuralın, temel değerlere ve erdemlere bağlılığını yansıtan açık veya örtük etik boyutları vardır. İslam ahlâkı; karakter, eğilim ve tabiat anlamına gelen ve “ḫulḳ” kelimesinin çoğulu olarak tanımlanır. İslam’da, etik anlamı olan veya etik nitelik taşıyan anlayış ve uygulamalar İslam ahlâkı olarak değerlendirilir. “İslâm ahlâkı” sözünden, özellikle Kur’an ve Sünnet ‘in ortaya koyduğu ahlâk anlaşılır. Kitap ve Sünnet ‘in hükümleri ve kanunları İslâm ahlâkının esasını teşkil eder ve bütün ahlâk nazariyelerinin “İslâm ahlâkı” ile ilişkisi de bu iki temel kaynağın ahlâkî hükümleri ve prensipleri ile uyumları ölçüsündedir (“İslam Ahlâkının Temel Kaynakları Nelerdir,” 2019). İslam ahlâkı, aynı zamanda ilm-i ahlak adıyla bir bilim dalıdır. İslam ahlâk anlayışında ahlâk genel olarak ferdi ahlâk, aile ahlâkı, devlet ahlâkı şeklinde bölümlere ayrılır.

İslam ahlâkının başlıca iki kaynağı Kur’an ve Hz. Muhammed’in (sav) sünnetidir. Kur’an, Allah tarafından insan için gönderilen ve insan davranışlarıyla ilgili en önemli kaynaktır. Hz. Muhammed’in (sav) sünneti ise, O’nun bütün hayatının insanlığa örnek teşkil etmesi ve ayrıca Kur’an’ın tanımladığı örnek insanın tezahürü olarak diğer en önemli kaynaktır  (Rahim, 2013, s. 239) .

İslam ahlâkının diğer önemli kaynakları ise İslam kelamı ve İslam Felsefesidir. Kelam alimleri ahlaki bilginin kaynağı, ahlâkî yükümlülüğün temeli ve ahlâkî terimlerin anlamı üzerinde tartışmışlar, Fârâbî, İbn Miskeveyh, Nasîrüddin Tûsî ve Celâleddin ed-Devvânî gibi Müslüman filozoflar ise fazilet problemiyle yakından ilgilenmişlerdir. Yunan etiğine benzer şekilde bu filozoflar nihaî iyilik veya mutluluk ya da saadet olan bizzat iyiliğin araştırılmasıyla ilgilenmişlerdir (Rahim, 2013, s. 241).

Literatür Taraması

Literatürde İslami finans ile etiği ilişkilendiren birçok çalışma bulunmaktadır. Batı’da yapılan çalışmaları İslami finansın toplum içindeki popülaritesini konu eden çalışmalar, kriz ile ilişkilendirip geleneksel finansa göre daha etik olduğunu anlatan çalışmalar, sürdürülebilir finans ile ortak özelliklerini ortaya koyan çalışmalar, davranışsal finansın konusu olan rasyonel olamayan insanın etik homo İslamicus ile ilgisini konu alan çalışmalar ve etik veya İslami yatırımların performanslarını ölçen çalışmalar olarak sıralamak mümkündür. Aynı zamanda genel düşünce İslami finans’ın bir etik yatırım türü olduğudur.

YAZARÇALIŞMA KONUSU
1De Courcelles, Dominique, 2010Çalışmada, İslami finansın küresel ölçekte sermaye akışlarının etik olarak yeniden düzenlenmesine ve böylece dünyadaki adalet ve barış koşullarının daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunabileceği anlatılmıştır.
2Boatright, John R., 2018Finansta etiğin, finansal faaliyetlerde uygulanan ahlaki normlardan oluştuğu, finansmanın ahlaki normlara göre yürütülmesi, yalnızca finansal faaliyetin kişisel, ekonomik, politik ve sosyal alanlarda oynadığı kritik rol nedeniyle değil, aynı zamanda insanları teşvik edebilecek büyük finansal kazanç fırsatları nedeniyle de büyük önem taşıdığı anlatılmaktadır.
3Iqbal, Zamir ; Mirakhor, Abbas, 2017Yazara göre, etik, İslam’ın temel ilkelerine gömülüdür ve öngörülen her kuralın, temel değerlere ve erdemlere bağlılığını yansıtan açık veya örtük etik boyutları vardır. Yasal kuralların ve amaçlarının (makasid) geliştirilmesinin altında yatan felsefi temel, İslam’ın özüne dayanır. Bu, bir bütün olarak toplumun genel refahını sağlamak amacıyla ahlaksız ve zararsız faaliyetlerin oluşturduğu çerçeveyi tanımlar. Kurallar tarafından tanımlanan çevre, ötesinde etiğin tehlikeye atılacağı sınır haline gelir. Kurallara uygun olduğu sürece, herhangi bir etik olmayan davranış sorunu ortaya çıkmaz.
4Fang, Eddy S.; Foucart, Renaud, 2014Bu makale Batılı profesyonel bankacıların İslami finans algılarını araştırmaktadır. Finansal değerlerin Batı’daki etik uygulamalarla artan ilişkisini teyit edilmekte, İslami finans fikirlerinin uluslararası piyasalara yayılmasında etik yapısının boyutu araştırılmaktadır.
5Hamza, Hichem ; Guermazi-Bouassida, Sana, 2013Yazar, subprime bankacılık ve finansal krizlerinin, geleneksel finans ve bankacılık sisteminin karmaşıklığını ve kırılganlığını ortaya çıkardığını anlatmakta, etik ve ahlaki sorunların ekonomik birimlerin finansman sistemiyle bağlantılı eksiklikleri ortaya konmaktadır. Geleneksel sistemde, kaldıraçlı alım satım, açığa satış ve spekülasyon yoluyla kar maksimizasyonu, finans ve bankacılık faaliyetlerinde etik bir bozulmaya yol açmıştır. Açgözlülük, yolsuzluk ve bilgi asimetrisi gibi uygunsuz ve etik olmayan uygulamalar, finansal kurumların ve piyasa katılımcılarının davranışlarını karakterize ettiği ileri sürülmüştür.
6Gündoğdu, Aysel, 2018Bankacılık sisteminin temelini güven ve itibar oluşturmaktadır. Bazı görüşlere göre bankacılık ve etik kavramlarının birlikte anılması bile anlamsızdır. Çünkü etik değerler, yükselen risk ve kar iştahı ile örtüşmez. Literatürde bu husus, son zamanlarda sıklıkla tartışılagelmektedir. Özellikle küresel finans krizinden sonra artan rekabet ortamında etik ilkeleri ihlal eden geleneksel bankalar nedeni ile etik bankacılığın önemi artmıştır.
7Ramadani, Veland ; Dana, Léo Paul ; Gërguri-Rashiti, Shqipe ; Ratten, Vanessa, 2016Etik ve sosyal sorumluluğun, şirketlerin ve finans kurumlarının başarılı bir şekilde çalışması için giderek daha önemli hale geldiği anlatılmaktadır. Etik ve sosyal sorumluluk anlayışıyla sosyal çevreye saygı organizasyonun genel amaç ve hedeflerine ve ilgili grupların amaçları / hedefleri için gereklidir. Hedeflerin gerçekleştirilmesi kuruluşların sürdürülebilir kalkınmasında şeffaf ve etik davranışları ile sağlanır ve kuruluşa entegre uluslararası etik standartlarına uygun olarak paydaşların beklentilerini dikkate alır.
8Djabali, Yasmina, 2013İslami finans, özellikle faizin yasaklanması ve hatta kar ve zararların paylaşılmasıyla sonuçlanan belirli etik ilkelere tabi olması nedeniyle Batı bankacılık ve finans sistemine iyi bir alternatif oluşturmaktadır. Fakat pek çok insan maalesef İslami finansmanı basın ve medyada altı çizilen birkaç aşırı güncel olayla ilişkilendirmektedir. Bu nedenle toplumda finansal sistemin dini çağrışımının isteksizliğe yol açtığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
9Altınırmak Gökbel, Serpil, 2007Finansal piyasalar istenildiği şekilde etiğe uygun hale gelebileceği ileri sürülmektedir. Firma paydaşlarıyla ilişkilerde etik olmayan kararların bir tehdit olarak algılanması risk olarak kabul edilirse etiğe uyum uzun dönemde bir strateji haline gelir. Etik bir yönetim etik olmayan davranış cesaretini kırar ve etik olmayı ödüllendirir.
10Nienhaus, Volker, 2013Yazara göre, İslami finans dini bir dünya görüşüne dayanır ve bu nedenle genellikle kendi başına “etik finans” olarak kabul edilir.  İslami bankacılığın savunucuları, bu nedenle verimlilik, adalet ve istikrar açısından geleneksel finansmanın üstün olduğunu iddia etmektedirler. İslami finans endüstrisi, daha etik bankacılık ve sosyal açıdan sorumlu yatırım için halkın artan talebine ve bazı düzenleyicilerin daha gerçek Şeriat temelli finansal yeniliklerle ilgili olarak artan ilgilerine, açık bir etik profil ve reel ekonomiyle tutarlı bir bağlantı kurmaktadır.
11Kaymak, Ozan ; Çerikçioğlu, Görkem, 2017Türkiye’de sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk uygulamaları bakımından önemli faaliyetleri olan şirketler ile daha az sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk taşıyan şirketlerin 5 yıllık ortalama özkaynak karlılığı, aktif karlılığı ve yatırım karlılığı verilerinden yola çıkarak bir karşılaştırma yapılması hedeflenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik faaliyetlerinden dolayı beğenilen şirketlerin, seçilen diğer şirketlere göre aktif karlılığı (ROI) oranları arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.
12Crifo, Patricia ; Mottis, Nicolas, 2016Bu araştırmanın amacı, Fransız SRI pazarını değerlendirmek ve bu konuyu ulusal bağlamda incelemektir. Finansal analistlerin varlık yönetiminde rollerinin Fransa’da artarak devreye girdiği ifade edilmekte, SRI uzmanlarına giderek daha sık danışıldığı anlatılmaktadır. Fransız finans piyasalarında şirketleri için sürdürülebilirlik danışmanlığı veren firmalarda artış bulunmaktadır.
13Kabaş, Tolga, 2020Yazar, modern sanayi toplumlarının ihtiyacı olan orta sınıfların yetiştirilmesi için sosyal ahlâkın önemli bir rolü bulunduğunu ve sosyal ahlakın gelişmesi için dini metinlerin yorumlanması ve günümüz koşullarına uyarlanması gerektiğini ifade etmektedir. Dini metinlerin insanlardan nasıl yaşamaları istediğinin anlaşılması ve yorumlanmasıyla ideal bir ekonomik sisteme ulaşılmasının mümkün olacağı gelişme perspektifine dayalı olarak yorumlanmalıdır. Bu bağlamda çalışmada, ekonomi biliminin teolojik kaynaklardan ayrılması ve sosyal ahlakın ortaya çıkışı kısaca anlatılmaktadır.
14Çekici, İbrahim, 2009Novethic gibi aktörlerin veya derecelendirme kuruluşlarının (Moody’s, Standard ve Poor’s) şeffaf bilgilerin yayılmasında önemli rol oynamaktadırlar. Etik kriterlere uymanın finans üzerinde sürdürülebilir sonuçları bulunduğu ifade edilmektedir.
15Mannan, M. A., 2016Yazar, İslami finans yöntemlerinin, ekonomik, sosyal ve etik tercihlerinin operasyonel düzeylerde açığa çıkarıldığı bir içsel bağlılık içinde yeniden tasarlanması gerektiğini iddia etmektedir. Böylece İslami üretim ve tüketim fonksiyonlarının yeniden formüle edilmesi sağlanabilecektir. Ayrıca, fakirler için yeni bir faizsiz mikro kredi stratejisi olarak World Social Bank ‘ın kurulması için küresel boyutta para vakfı fonunun oluşturulması gerekmektedir. Bu bağlamda para vakfı sertifikası, İslami bankacılık ve finansmanın sosyal, etik ve ahlaki boyutlarının açık bir tezahürüdür.
16Akyıldız, Hüseyin, 2008Ne “homo economicus” ne de alternatif olarak sunulan rasyonel davranış modelleri insan davranışını tanımlayamamaktadır. Çünkü insan ekonomik varlıktan ziyade psikolojik varlıktır. Bu nedenle de davranışın belirli bir formülasyon içinde ifade edilmesi mümkün değildir. Homo islamicus, etik kaideler çerçevesinde davranan, davranışsal finansın öznesi olmaya daha yakın psikolojik bir varlıktır.
17Yenice, Ali Can, 2020Bu çalışmada modern İslam iktisadı düşünürlerinin insana yönelik yaklaşımları bilgi, rasyonalite, objektivite, fayda/kâr gibi dört kavram üzerinden değerlendirilmektedir. Bu kavramlar ana akım ile İslam iktisadındaki insan tasavvurlarının farklılıklarını göstermesi açısından zengin bir içerik sunmaktadır. Çalışmada modern İslam iktisadı düşünürlerinin insan tasavvuruna yönelik düşüncelerine yer verildikten sonra belirlenen kavramlar çerçevesinden karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmaktadır.
18Rudnyckyj, Daromir, 2011Bu makale, İslam’ı kapitalizmle uyumlu hale getirme çabalarının bazı özelliklerini incelemektedir. Konvansiyonel finansın ve daha genel olarak neoliberalizmin özelliği olan ekonomik rasyonalitenin uzantısında, varsa, hangi sınırların var olduğunu sorar. Bunu yaparken, homo economicus ve homo Islamicus arasındaki bir karşıtlığın hem geleneksel hem de İslami finansla ilgili olduğu için ekonomik rasyonalitenin genişletilmesi sorununa farklı yaklaşımlara dikkat çekmesi açısından yararlı olduğu ileri sürülmüştür.
19Yazıcı, Mehmet, 2017Bu çalışmada global krizin başlamasından bugüne artan regülasyon uygulamalarına rağmen ulusal ve uluslararası alanda bankacılık kesiminde karşılaşılan suç ve etik dışı davranışların analizi, bankaların belirli dönemlerde artan etik davranmama eğilimlerinin ve bunun ardındaki nedenlerin araştırılması amaçlanmaktadır.
20Altun, Fatma, 2019Sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal ve çevresel alanlarda ortaya koyduğu temel hedefler olan toplumsal eşitlik, adaletli gelir dağılımı, kaynakların geri dönülemez şekilde tüketilmesinin engellenmesi, çevrenin ve tüm canlıların korunması gibi hedeflerin İslami finansal uygulamaların da dayanağı olan İslami prensiplerle örtüştüğü ancak İslami finansal kurumların söz konusu prensipleri uygulamaya geçirme noktasında kaydettikleri ilerlemelerin oldukça sınırlı kaldığı görüldüğü anlatılmaktadır.
21Naughton, Shahnaz ; Naughton, Tony, 2000Bu yazıda, işlem gören enstrümanlar ve hisse senedi piyasalarının yapısı ve uygulamaları İslami bir bakış açısıyla incelenmiştir. İslam’da spekülasyon kabul edilemez ve spekülatif ticareti kontrol etmek için önlemler alınması gerekir. Ek olarak, açığa satış ve marj ticareti ciddi şekilde sınırlandırılmıştır. Hisse senedi endeksi ve hisse senedi vadeli işlemlerinin ve opsiyonlarının kullanımının da İslami bir piyasada kabul edilmesi olası değildir.
22Martin, Virginie, 2012Bu makale, klasik Batı finansmanını daha etik hale getirmeye nasıl yardımcı olabileceğini görmeye çalışmak için İslami finansın ilkelerini sunmayı amaçlamaktadır. İlkeleri sunduktan sonra yazar, kapitalizme ne ölçüde olumlu unsurlar getirebileceklerini göstermekte, aynı zamanda finansın bu anlamının sınırlarını da vurgulamaktadır. Helal finans, finansal dinamiklere önemli bir etik boyut getirmeyi kesinlikle mümkün kılıyorsa, özellikle cinsiyet eşitliği, kadınlar veya iş dünyasına müdahale açısından kusurlardan ve sınırlamalardan arınmış değildir. Bu makale aynı zamanda Fransa’nın kapılarını bu tür finansmana açma konusundaki isteksizliğini de hatırlatmaktadır.
23Jeanson, Pierre, 2019Spekülasyon”, “balon”, “subprime”, “borsa çöküşü” finans söz konusu olduğunda düşünebileceğimiz kavramlardır. Yalnızca en zenginlere fayda sağlar ve en fakirleri açlığa ve işsizliğe sürükler. 2008 krizi, kuralsız finansmanın reel ekonomiden kopuk olarak bize nereye gidebileceğini göstermesi sonrasında etik finanstan bahsedebilmeye başlandığı, iş dünyasında etik ve finans arasında sıkı bağlantı kurulduğu anlatılmaktadır.
24Ghoul, Wafica ; Karam, Paul, 2007Yazarlar, hem inanç temelli fonlar veya Ahlaki Sorumluluk Sahibi Yatırım (MRI) fonları olarak sınıflandırılan Hristiyan fonları, İslami fonların hem de Sosyal Sorumluluk Sahibi Yatırım (SRI) fonlarının ilgili kategorisi arasındaki örtüşmenin kapsamını araştırmaktadır.
25Hussein, Khaled A, 2004Bu makale, etik yatırımın, taranmamış ölçütlerine kıyasla daha düşük performansa sahip olduğu hipotezini incelemektedir. FTSE Küresel İslami Endeksi’nde hisse satın alan yatırımcıların kazandıkları getirilerin endeks emsallerinden (FTSE Tüm Dünya Endeksi) önemli ölçüde farklı olup olmadığını deneysel olarak test edilmektedir.  Genel olarak bulgular, etik tarama uygulamasının FTSE Küresel İslami Endeks performansı üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını göstermektedir.
26Hayat, Usman ; Malik, Adeel, 2014İslam’ın uluslararası haber medyasında aldığı imajının ve sektörün kapsayıcı doğasının ardından, İslami finans pratiğinde “etik finans” gibi başka bir isimle pazarlanıp pazarlanmayacağı tartışılmaya devam edilmesine rağmen İslami finansın etik finans ile örtüşen birçok unsurunun olduğunun altı çizilmektedir.
27Ahmed, Habib, 2003 Yazar’a göre, İslam ekonomisinin öncüleri, İslami değerlere ve ilkelere dayalı bir ekonominin, sadece Müslümanların değil, genel olarak insanlığın ihtiyaçlarına hizmet eden ahlaki bir ekonomik sistem üreteceğini iddia etmektedirler. Kısa tarihinde İslami finans endüstrisinin büyümesi etkileyici olsa da İslami finansın Şeriatın sosyal ve etik hedeflerini yerine getirmekte başarısız olduğuna dair genel bir his olduğu anlatılmaktadır.
28El-Karanshawy, Dr. Hatem A. ; Omar, Dr. Azmi ; Khan, Dr. Tariqullah, ; Ali, Dr. Salman Syed ; Izhar, Dr. Hylmun ; Tariq, Wijdan ; Ginena, Karim ; Quradaghi, Bahnaz Al, 2015Genelde ticari faaliyetlerin ve özelde finansal hizmetlerin amacının tüketici için değer yaratmak olduğu gerekçesiyle finansal hizmetler sektöründe etik önemi giderek artmaktadır. Ayrıca, iş ve finans sektörlerindeki etik ortam, uzun vadede değerini en üst düzeye çıkarmak için hayati bir destek sağlar. Etik, finansal hizmetler sektöründe daha büyük bir rol oynasaydı, son küresel mali kriz olmamıştı. Bu makale tutarlılıkları veya varsa tutarsızlıkları araştırmaya ve Malezya’daki İslami iş ahlakı normları ile İslami bankaların uygulamaları arasındaki ilişkiyi incelemeye çalışmıştır.

Etik Finans

Finansın, geniş anlamda parasal kaynakların yaratılması, tahsisi, değişimi ve yönetimi olarak tanımladığımız ana hatlarını; bireylerin özel hayatlarını sürdürmek için biriktirdikleri, yatırım yaptıkları ve borç- alacak ilişkisine girdikleri kişisel finans, ticari kuruluşların menkul kıymet ihracı yoluyla sermaye artırdığı ve bunu en verimli kullanımlarına tahsis ettiği kurumsal finansman ve hükümetin vergilendirme ve borçlanma yoluyla gelir yarattığı ve vatandaşlarına hizmet sağlamak için harcadığı kamu maliyesi alanları olarak tasnif edebiliriz. Ek olarak, finans, finans adı verilen akademik konuyu da içerir (Boatright, 2018, s. 2). Bu faaliyetlere, menkul kıymetler ve emtia borsaları, ticari ve yatırım bankaları, sigorta şirketleri, emeklilik fonları ve benzerleri gibi çeşitli mali piyasalar ve mali kurumlar tarafından kolaylaştırılarak aracılık edilir.

Etik ve finans arasındaki bağlantı filozofların, ekonomistlerin, finansörlerin, sosyologların ve teologların ilgisini çekmiştir ve hâlâ çekmeye devam etmektedir. Tarih, ekonomi ve finansın uzun zaman önce “etik” ile ilişkilendirildiğini ve finans ve etiğin tarihsel ilişkisinin antik çağlardan başladığını göstermektedir. Antik çağ, finansal faaliyetlerde aşırı ahlâki bir çerçevenin ve sınırların olduğu bir dönemdir (Khamlichi, 2012, s. 1). Yunan filozofları finansal konularda etik olmayan uygulamaları hep kınamışlardır. Aristoteles, “Nikomakhos’a Etik” adlı eserinde tefeciliği etik bulmamış bencil ve onursuz bir davranış olarak görmüştür. Lüksü onaylamış fakat israfı ve faizi kınamıştır. Atinalı devlet adamı olan Solon ise o dönemde bir ekonomik ve sosyal krize neden olan her türlü borç köleliğini yani borçlunun, borçlu olduğu kişiye ödeme yapmadığı zaman onun kölesi olduğunu belirten yasayı ve çiftçi borçlarının ve şahsi hürriyetin ipotek için kısıtlanmasını kaldırmıştır (Guéranger, 2009, s. 7)

İnsanlık tarihi, toplumların ve mekânların değişmesine rağmen değerlerin değişmediğine şahitlik eder. Bu durum, değerlerin ya da ahlâk ilkelerinin aynı kaynaktan geldiğine işaret eder. İlahi dinlerin kutsal kitapları bu açıdan incelendiğinde ahlâki esaslarda hemen hiçbir değişikliğin olmadığı görülür. Bu çerçevede doğru sözlü olmak, adaletli davranmak, iyilik yapmak, cana kıymamak, faizden kaçınmak, kul hakkı yememek gibi hususların insanlığın üzerinde ittifak ettiği ortak değerlerden olduğu anlaşılmaktadır (Bulut, 2015, s. 65). Semavi ve beşerî dinler olarak dünya nüfusunun %85’ini temsil eden Hinduizm, Budizm, Konfüçyanizm, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm dini, inanç ve ibadet sistemlerinin yanında ahlâki sistem üzerine bina edilmiştir. Örneğin, dini metinler araştırıldığında diğergamlıkla ilgili benzer ifadeler göze çarpmıştır. Hinduizm “Bir kişi kendisini incitecek şeyi kesinlikle diğerine yapmasın. Bu Dharma’nın kuralıdır” der. Gandi, bütün dinler aynı okyanusa akan ırmaklar, hatta aynı ağacın dalları benzetmesini yapar (Karataş, 2018, s. 293). Beşerî hayatın bir parçası olan alış-veriş, ticaret gibi konulara da bu inanç sistemlerinde değinilen ahlâk kuralları çerçeve oluşturmuştur.

Etik finansman modeli olarak İslami Finans, özellikle son elli yılda giderek artan bir şekilde akademik çalışmaların konusu olmuştur. Mevdudi’nin bir ekonomik model olarak ele alıp ortaya koyduğu çalışmasının ardından Sadr’ın İslam ekonomisinin bir doktrin olduğunu savunmasıyla gelişen literatür, günümüzde Batı dünyasından birçok gayrimüslim akademisyenin de ilgi sahasına girmektedir. İslam alimlerinden fikir adamı Âyetullah el-Uzmâ Seyyid Muhammed Bâkır es-Sadr (1935-1980) ekonomiyi adalet ve ahlâk ile temellendiren ve bu konularda ilk teorik çalışmayı yapanlardan birisidir.  Sadr’a göre ahlâklı olmak önemlidir. Sadr, faiz haksız ve gayri ahlâkidir diyerek finans teorisine de bu gözle bakar ve faiz yasağını merkeze koyar. İslam ekonomisini “ahlâki ve gerçekçi” olarak tanımlar.  Bencillik, inkâr edilemez bir insani niteliktir. Dolayısıyla, ahlâki davranış biçimi geliştirilmeli ve teşvik edilmelidir (Wilson, 1998).

Finans etiği genel olarak finansal faaliyete uygulanan ahlâki normlardan oluşur (Boatright, 2018, s. 2) ve finans etiğinin konusu finansal piyasalar, finansal yönetim, finans teorisi ve finansal hizmetler olarak dört kısma ayrılabilir. Finansmanın ahlâki normlara göre yürütülmesi, yalnızca finansal faaliyetin kişisel, ekonomik, politik ve sosyal alanlarda oynadığı kritik rol nedeniyle değil, aynı zamanda insanları teşvik edebilecek büyük finansal kazanç fırsatları nedeniyle de büyük önem taşımaktadır (Boatright, 2018, s. 3). Finans etiği akademik çalışması nispeten yeni olsa da bu konuların ve normların incelenmesi, finansal piyasaların ve kurumların düzenlemelerinin çoğunun temelini oluşturduğu için uzun süredir devam etmektedir. İlkel finansal faaliyetlerin başlangıcından itibaren insanlar, piyasalarda neyin adil olduğu ve bu piyasalardaki katılımcıların hakları ve görevleri hakkında sorular sormuşlardır. Finans kurumlarının boyutları ve önemi arttıkça, faaliyetleriyle ilgili adalet, haklar ve görevler hakkında etik kaygılar ortaya çıkmıştır. Finansta etik olmadığına dair popüler alaycı görüşe rağmen, finansın etik ilkelerden ari olamayacağı açıktır. Adaletin teminatı olan temel haklara ve görevlere uyulmadan, hiç kimse bir piyasada takas yapamaz veya varlıklarını finansal kuruluşlara kanalize edemez. Dolayısıyla, akademik bir çalışma alanı olarak finans etiği görece yeni olsa bile, finanstaki etik konuların dikkate alınması uzun ve zengin bir tarihe sahiptir (Boatright, 2018, s. 3). “Finans etiği” ya da “etik finans” dan bahsetmek, insanın hizmetindeki bir finansın hayalini kurmak değil, iyi düzenlenmiş bir finans sisteminin hayalidir (Pellerin ve Casimiro, 2009, s. 17)

Finansta etik olmayan uygulama ve davranışların nedenlerini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz;

Kaynakların adaletsiz tahsisi; Etik finansman, finansal sisteme düzen getirmeyi amaçlayan tüm girişimleri kapsar dolayısıyla finansın en önemli işlevi olan kaynakların en başarılı projelere kanalize edilmesi için en iyi şekilde organize edilmesini ve iyi düzenlenmesini gerektirir. Piyasadaki çeşitli oyuncuların faaliyetlerini çerçeveleyebilecek bir organizasyon biçimi sağlar ve yatırımcıların finansal kararlarını yatırım kararlarına entegre etmeye teşvik eder. (Pellerin ve Casimiro, 2009, s. 17). Yaratılan kaynakların adil tahsisi, yine elde edilen kârın adil paylaşımı ve sürdürülebilir kılınması, yeni kaynaklar ortaya çıkaracak projeler için kaynak sağlamak hedefi olan finansın ahlâki bir boyutu olduğunu göstermektedir. Finansal piyasaların düzgün işlemesi, bu pazardaki aracılar ve paydaşlar tarafından etik davranışların benimsenmesine bağlıdır (Khamlichi, 2012, s. 10). Finansal sistemlerin gelişimine paralel daha sık ve karmaşık yaşamaya başladığımız finansal krizlerin temelinde de kredi hacminin aşırı miktarda büyümesi ve bunun adaletsiz biçimde dağılımı yatmaktadır (Chapra, 2018, s. 5).

Kâr maksimizasyonu ; Çok çeşitli ülkelerden birçok düşünce okulu, kârı maksimize etme anlayışı ile sürdürülen bir ekonomik hayatın değerlere saygıyı ihmal etmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu vizyon, son yıllarda etik finans ve sosyal olarak sorumlu ekonomi kavramlarına önem kazandırmıştır (Guéranger, 2009, s. 14). Firmaların finansal amacı yakın tarihe kadar kâr maksimizasyonu olmuştur. Ancak yaşanan gelişmeler firmaların finansal amaçlarının sorgulanmasına neden olmuş, kâr maksimizasyonunun rasyonel olmayan kararların alınmasında etkili olduğu görülmüştür. Günümüzde firmalar, işletmelerin cari değerini maksimum yapma nihai amacını benimsemektedirler. Bazı bilim adamlarının ise paydaşların korunmasının firmaların nihai amacı olması gerektiği konusunda görüşleri vardır. Finans etiği konusu tartışılırken firmaların kârı maksimize etme amacı ve hissedarlarının servetlerini maksimize etme amacı ve paydaşların korunması amacının etik açıdan kıyaslanması gerekli görülmüştür. Konvansiyonel sistem, açığa satış ve spekülasyon, kaldıraçlı finansal işlemler, menkul kıymetleştirme ve krediler eliyle artan borçlanma gibi yollarla bankacılık faaliyetlerinde ve daha geniş çerçevede finans dünyasında etik bozulmaya yol açmış ve açmaya devam etmektedir (Altınırmak Gökbel, 2007, s. 160).

İstikrarsızlık ve güven kaybı; Genişleme ve kriz dönemlerinin sürekli yaşandığı finans dünyasında kullanılan tekniklerin karmaşıklığı, para ve veri akışlarının önemi ve mevcut kuruluşların ve aktörlerin çokluğu, kaynaklar ve projeler arasındaki akışın  etik sürdürülmesini gerekli kılmaktadır (Pellerin ve Casimiro, 2009, s. 18).  Genişleme dönemlerinde ekonomik durum genelde olumludur ve aktörler, kâr elde etmeye izin veren istikrarlı bir çerçeve içinde faaliyetlerini yürütürler. Zaman zaman ise iş dünyası, olumsuz ekonomik koşullar, güçlü istikrarsızlık ve güven kaybıyla karakterize kriz dönemleri yaşar ve doğal olarak “ahlâk dışı” spekülasyonlara elverişli hale gelir (Khamlichi, 2012, s. 1). Kriz koşulları altında, bazı finansal aktörler finansal zorluk ve adaletsizliğe yol açan ve aracılık rolünün yerine getirilmesini engelleyen şeyin “etik” eksikliği ve “etik olmayan” uygulamaların egemenliği olduğunu ileri sürmektedirler.

Açgözlülük, yolsuzluk ve bilgi asimetrisi, 2008 yılında ABD ‘nde görülen ve bütün dünyada etkisini gösteren ve hala süregelen Mortgage krizi geleneksel finans ve bankacılık sisteminin karmaşıklığını ve kırılganlığını yeniden ortaya çıkarmıştır. 1980’ler de Wall Street’in önemli yatırım bankalarından ve ABD’nin en büyük 5. yatırım bankası olan Drexel Burnham Lambert’ın skandalları ve yolsuzlukları, 2000’li yılların başında ABD finans piyasalarında Enron, Worldcom ve bunları denetleyen Arthur Anderson gibi uluslararası işletmelerin bilgi asimetrisine sebep olan muhasebe yolsuzlukları, 2003 yılında Mortgage-Finans devi Freddie Mac’in 5 milyar dolarlık kazancını yanlış beyanda bulunarak yaptığı şirket yolsuzlukları, 2008 krizinin de en büyük etkenlerinden biri olarak gösterilen Lehman Brothers Skandalı finans tarihinin en büyük açgözlülük, bilgi asimetrisi ile yolsuzluk örnekleridir. Kendisiyle birlikte tüm Amerikan ekonomisini de iflasa götüren Lehman Brothers tarihin en büyük iflasını yaşamıştır (Ali Cem Gülmen, 2018). Yaşanan büyük yolsuzluklarda etik ve ahlâki sorunların yanı sıra ekonomik birimlerin finansman sistemiyle bağlantılı eksiklikleri de gözlemlenmiştir.  Açgözlülük, yolsuzluk ve bilgi asimetrisi gibi etik olmayan uygulamalar, finansal kurumların ve piyasa katılımcılarının davranışlarını karakterize etmiştir ve etmektedir. Sermaye piyasasında gözlemlenen başarısızlıklar ve çarpıklıklar, reel yatırım operasyonlarına karşı spekülatif hareketleri artırmış, disiplinsizlik, şeffaflık ve finansal aracılık rolünde etik eksiklik ve bilgi asimetrisi sorunu finans dünyasını kaplamıştır (Hamza ve Guermazi-Bouassida, 2013, s. 161).

Bu yaşananlar, yıllar boyunca geliştirilen bireylerin rasyonel davrandıkları ve karar alma süreçlerinde mevcut tüm bilgileri dikkate aldıkları esasına dayanan ekonomi ve finans teorilerinin birçok durumda piyasaya uymadığını ortaya çıkarmıştır. Bu noktada davranışsal finans gelişerek boşluğu doldurmuş ve insanların rasyonel değil “normal” kabul edilmesi gerektiğini, yatırımcıların, yatırım kararlarını alırken risk ve getiri dışında başka değişkenleri de dikkate aldıklarını ve alınan kararların, faydayı maksimize eden değil, en iyi ihtimalle karar alıcının tatmin olduğu kararlar olduğu varsayımlarını geliştirmiştir (Yörükoğlu, 2007, s. 1). 1980’li yıllardan itibaren başlayan finansal serbestleşme ve finansal piyasalarda deregülasyon, finansal piyasalarda küresel ölçekte de volatiliteyi arttırmıştır. Giderek bütünleşen finansal piyasalardaki bu volatilitenin yarattığı krizler bireysel veya kurumsal yatırımcıların neden kötü kararlar aldıklarının sorgulanmasına yol açmıştır. Bu kararların altında yatan sorunlar duygular, önyargılar, psikolojik tahliller, bilişsel hatalar gibi geleneksel finansta çokça sözkonusu olmayan davranışsal finans unsurlarıdır (Bayar ve Kılıç, 2012, s. 177)

18. ve 19. yüzyıllarda ‘Homo economicus” iktisadi denklemlerin oluşturulması amacıyla temel insan modeli olarak ortaya konulmuştur (Yörükoğlu, 2007, s. 1). Küreselleşmeyle yaygınlaşan neoliberal anlayışa uygun olan insan tipi Homo-economicustur (Cantekin, 2015, s. 43). Homo economicus, sınırsız ihtiyaçlarının sınırlı kaynaklarla yoğun rekabet ortamı içinde karşılayan, fayda maksimizasyonunu amaçlayan ve bu doğrultuda rasyonel karar vermek durumunda olan bencil bir bireydir (Güngör, 2009, s. 217). Aynı zamanda farklı iktisadı konularda bilgisi olan, ticari süreçlere hakim, piyasaları takip eden, aza kanaat etmeyip çoğu isteyen, tercihlerinde akıl ve mantığıyla davranan ve çelişmeyen kişidir (Kartal, 2016, s. 307). Bu tip birey, kararlarını fayda ve maliyet düzleminde analiz eden, mutluluğunu materyalist dünyada arayan, kendi çıkarlarının önemseyen, mal düşkünü bireydir (Cünedioğlu, 2010). İslam ekonomisi etik ve ahlâki değerler üzerine bina edilmiş bir disiplindir. Bireysel çıkarlar toplumun kolektif çıkarlarından daha çok önemli değildir. Bu nedenle İslam’ın kolektif sosyal ve dini normları Müslüman bireyin iktisadi davranışına rehberlik eder. Homo-islamicus, homo-economicus ile karşılaştırıldığında etik ve ahlâki değerleri önemseyen, kendisi kadar içinde bulunduğu toplumun diğer fertlerinin de ihtiyaçlarını önemseyen örnek birey olmaktadır (Cünedioğlu, 2010).

İslami Finansın Etik Finans İle Kesişen Noktaları

İslami yatırım, sosyal-etik bir yatırım şeklidir. Etik yatırımın yeşil yatırım, inanç temelli yatırım ve sosyal açıdan sorumlu yatırım olarak bilinen modern yatırım biçimleriyle pek çok ortak yanı vardır. İslami yatırımlarla diğer etik olarak değerlendirilen yatırımlar arasındaki en önemli fark ise İslami yatırımların sabit gelir piyasasında işlem görmemesi ve faizin alınması ve ödenmesine izin verilmemesidir (Hussein, 2004, s. 26).

İslami finans, sürdürülebilir ve sorumlu bir yatırım evreni sunar. Sosyal sorumluluk yatırımlarının ilkeleri, esas olarak dini değerlerden ortaya çıkmış ve çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim kriterlerini içerecek şekilde gelişmiştir (Gamaleldin, 2015, s. 2) İslami finans, Müslümanların ticari faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin gelecek nesillere beraberinde getirdiği finansal, sosyal sonuçlarından endişe ederek özellikle çevreye büyük önem atfetmesinden ötürü sürdürülebilir kalkınmanın alanına girmektedir (Peillex ve Ureche-Rangau, 2009, s. 291).

Etik finansın İslami finans ile kesişen noktalarına gelirsek (Bari ve Radi, 2011, s. 13);

İslami finans, ekonomik faaliyeti teşvik eder, mal ve hizmet üretiminin, ticaretin ve yatırımın, efektif değer yaratan reel ekonomi çerçevesinde yapılması gerektiğini düşünür. Para, para yaratamaz, paranın mümkün kıldığı değeri yücelten insan çabasının katkısıdır (Bari ve Radi, 2011, s. 13). Etik finans anlayışında sürdürülebilir kalkınma için büyümeyi sürdürülebilir kılmak, üretim ve istihdamı sürekli kılmak ile mümkündür. Dolayısıyla kaynakların çabasız zenginleşmeyi sağlamak yerine üretim ve kalkınmaya kanalize edilmesi, ekonomik faaliyetlerin teşvik edilmesi gerekmektedir.

İslami finansta sözleşmeler adalet ve denge ilkelerine göre düzenlenir. Yatırım sözleşmesinin, içerebileceği risklerin, kârların ve zararların adil bir şekilde paylaşılmasını düzenlemesi gerekir. İslam hukukunda, taraflardan birinin diğer ortağı haksız bir şekilde istismar ettiği veya onun aleyhine bir kazanç sağladığı sözleşmeler geçersiz sayılır. Bir Müslüman ancak şeffaf bir risk paylaşımı esasına göre yürütülen işlemlerden veya faaliyetlerden kâr edebilir. Örneğin, ödemeyi temerrüde düşen bir borçluya geç ödeme cezası gibi bir mali kâr elde edilmesi yasaktır (Bari ve Radi, 2011, s. 13). Bu ilke, Batı’da etik finans modellerinin insan haklarını gözeten kriterleri ile örtüşmektedir. Bir kimse diğerinin kazancına haksız biçimde el koyamaz. İlaveten, sözleşmeler belirsizlik unsurlarının ortadan kaldırılmasını sağlamalı ve sözleşme adaleti, belirsizliği olabildiğince kapsamlı bir şekilde ortadan kaldırarak inşa edilmelidir. Konusunda belirsizlik olan bir sözleşme geçersiz sayılır (Bari ve Radi, 2011, s. 13).

İslami finans ekosisteminde para yalnızca bir değişim aracı olarak görülür ve dolayısıyla bir miktar para karşılığı ödenen herhangi bir faiz hukuka aykırıdır. Bu yasağın sertliği, aşağıdaki sadece ikisi yer alan birçok ahlâki düşünceye dayanmaktadır :

  • En dezavantajlı durumda olanlar için krediye erişmeyi zorlaştıran haksız ve ayrımcı uygulamalar, kaynakların adil dağıtılmaması.
  • Alınan riskler, elde edilen kârlar ve maruz kalınan başarısızlıklar açısından eşitsiz veya belirsiz bir dağılım.

Burada başlı başına faizin birçok hususta adil olmayan, hakkaniyetten uzak durumlara sebebiyet vereceği ifade edilmektedir. Dolayısıyla, sürdürülebilir kalkınma, üretim ve istihdam için öncelikle faizden uzak durulmalıdır. Bu aynı zamanda İslami finansın en önemli ve birincil prensibidir.

İslami finansta mali spekülasyon sistematik olarak yasaklanmıştır ; bu yasak, finansal aktiviteyi gerçek ekonomik değer yaratma yükümlülüğünden ayıramamanın bir uzantısıdır. Spekülasyonun reddi, kişinin sahip olmadığını satamayacağı şeklinde ifade edilir. Dolayısıyla bu doktrin, herhangi bir yatırımcının türev piyasasına erişimini yasaklamaktadır. İslami finans ticareti yapılan malların özellikleri üzerinde spekülasyonu yasakladığı gibi belirsizliği ve finansal faaliyetteki her türlü yolsuzluğu da yasaklar. Bu yasağa uyum, finansal varlıkları üzerindeki piyasa riskini azalmasına ve finansal kaynakların uzun vadeli gerçek varlıklara tahsis etmesine izin verir. İslam hukukunda, İslami finansmanı reel ekonomiye bağlayan ve aşırı spekülasyon olasılığını sınırlayan kurallar vardır. Türev piyasası yoluyla sahip olunmayan hak ve malların veya varlıkların satışı, menkul kıymetleştirme gibi her türlü borç karşılığı borç satışının yanı sıra artan faiz oranları ile yeniden borç planlaması da yasaktır (Bari ve Radi, 2011, s. 13).

İster İslami ister etik olsun, yatırımlar, etik kriterleri karşılamalı, yasa dışı varlıklardan ve ahlaki açıdan kınanacak faaliyetlerden kaçınmalıdır. Yasaklanan faaliyetlerin listesi halka açıktır, ancak toplumlarımızın gelişimiyle bağlantılı değişikliklere tabidir ; içeriği öncelikle kumar, alkol, pornografi ve silahlar gibi yasaklanmış sektörlerdeki yatırımları hedeflemektedir. İslami finansın yasak faaliyetler olarak sıraladığı sektörler, aynı zamanda etik finans yatırımcılarının da dışladığı sektörlerdir (Bari ve Radi, 2011, s. 13). Etik yatırım ve endekslerde olduğu gibi, İslami fonların yöneticileri ekonominin bazı sektörlerini portföyden çıkarmaya yönelik negatif bir filtre işletmektedir. Etik ya da İslami olsun, bu yatırımcılar yatırım kararlarına ekstra finansal kriterleri dahil etmektedirler. Etik finans endüstrisinin ayrılmaz bir parçası olan bu yatırımlar, yatırım kararlarında ahlâki kriterleri de dahil eden gayrimüslimler arasında da giderek popülerlik kazanmaktadır (Peillex ve Ureche-Rangau, 2009, s. 291).

İslami finansta elde edilen kazançlara bir paylaşım yükümlülüğü uygulanmalıdır. Kârın bir kısmını sivil toplum kuruluşlarına, insani yardım kuruluşlarına veya sadece yoksullara ayırmaktan oluşan İslami finans uygulamaları mevcuttur. Müslüman yatırımcılar bu ahlaki yükümlülüğü zekatla, elde edilen kazancın bir kısmını bağışlayarak yerine getirirler ; bu yükümlülük servet vergisine benzetilebilir, ancak taban tabana farklıdır. Sürdürülebilir kalkınmanın motoru olan bütün insanlığın asgari eğitim ve sağlık hizmetlerinin sağlanması için gelirlerin paylaşılması elzemdir.

Özel teşebbüs, mülkiyet hakkı, rekabete saygı göstermek serbest piyasa ekonomisinin temel taşlarıdır. Bunlar aynı zamanda İslami finans siteminin de özünü oluşturur. Burada güven unsuru kilit bir unsurdur. Sosyal sermayede en önemli unsur, olan güven, Peygamber (sav)’in de ifade ettiği gibi güvenilir olmakla iman arasında doğrusal bir ilişki ile asıl anlamını bulmaktadır (Bari ve Radi, 2011, s. 13).  Emin kişi olmak, sözünden dönmemek basiretli iş adamının temel özelliğidir.

Finans ve etik kavramları tarihin ilk dönemlerinden bu yana yan yan kullanılmıştır. İslam dini de getirdiği adil, sosyal, eşitlik ve paylaşım temelli toplumsal yapısıyla bireyler arasındaki ticari faaliyetleri de düzenlemiştir. İnsan unsurunu hiçe sayan ve özellikle 20 yüzyılın ikinci yarısında değişmeye başlayan vahşi kapitalizm dönemi aynı zamanda İslami Finansın dünya üzerinde büyümeye başladığı dönemlere rast gelir. Bunun altında yatan özellikle İslami finansın kriz dönemlerindeki başarısı ve insan odaklı adil düzenlemeler getirmesidir. Günümüzde ise Batı dünyasının etik, yeşil, sosyal veya ahlaki olarak nitelendirdiği bütün sermaye hareketleri İslami finansın kavrayıp kapsadığı kavramlardır. Sürdürülebilir Kalkınmanın bütün işlev ve unsurlarını kapsayan yine İslami finansın ta kendisidir.

Dünyada sosyal sorumlu ve din/inanç temelli yatırım fonları ve endekslerinin yapıları incelendiğinde aslında girift oldukları, aralarında tam bir ayırım olmadığı görülmektedir. Örneğin, ABD’nde faaliyet gösteren LKCM Aquinas Fonları, ABD Katolik Piskoposlar Konferansı tarafından belirlenen Sosyal Sorumluluk Sahibi Yatırım Kılavuzlarına tabidir. İlaveten, Ava Maria Yatırım Fonları, Roma Katolik Kilisesi’nin öğretilerine bağlı olarak oluşturulmuş “Katolik Danışma Kurulu” rehberliğinde “ahlaki olarak sorumlu yatırım” kriterlerini uygular, fakat sosyal sorumlu yatırım olarak tesis edilmiştir. Dolasıyla adı etik, yeşil, inanç bazlı, sosyal sorumlu olsun beslendikleri kaynak dini kural ve kaidelerdir. İslam, bireysel değil toplumsal refahı, sosyal adalet ve düzeni, ihtiyaçtan fazlasının infak edilmesini tavsiye eden düşünce sistemi, güzel ahlâk üzerine tesis edilmesi o’nu sadece bir inanç temelli yatırım sistemi yapmamaktadır. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra artan kapitalist ekonomik ve finansal sisteme alternatif arayışları batı dünyasında sosyal sorumlu, çevreye duyarlı, iyi yönetişim gibi kavramlar çevresinde sarmalanan finansal sistem, ürün ve yöntemler oluştura dursun, İslami finans bütün bunları içinde barındıran bir finans doktrinidir.

KAYNAKLAR

Ali Cem Gülmen. (2018). Yolsuzluklar Tarihinde Kısa Bir Gezinti. 8 Mayıs 2021 tarihinde https://www.etikblog.com/yolsuzluklar-tarihinde-kisa-bir-gezinti-puslu-isler-atlasi adresinden erişildi.

Altınırmak Gökbel, S. (2007). Finans Etiği. Öneri Dergisi, 7(27), 159–164. doi:10.14783/maruoneri.684946

Bari, I. ve Radi, B. (2011). Au-delà de la crise. La finance islamique est-elle un moyen de régulation ? Revue internationale d’éthique sociétale et gouvernementale, 13(2), 1–18.

Bayar, Y. ve Kılıç, C. (2012). Küresel Fi̇nansal Kri̇zi̇n Davranışsal Fi̇nans Perspekti̇fi̇nden Değerlendi̇ri̇lmesi̇. İktisat Fakültesi Mecmuası, 62(2), 177–195.

Boatright, J. R. (2018). Ethics in Finance. R. W. Kolb (Ed.), Finance Ethics: Critical Issues in Theory and Practice içinde (ss. 1396–1402). Thousand Oaks: SAGE Publications, Inc. doi:10.1002/9781118266298.ch1

Bulut, H. İ. (2015). Semavi Dinlerin Ortak Ahlâk İlkeleri ya da Evrensel Değerler. Yakın Doğu Üniversİtesİ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1(1), 65–81.

Cantekin, Ö. F. (2015). Küreselleşme ve Eğitim: “Homo Economıcus” Eğitim Anlayışının Dönüşümü. Akademik Hassasiyetler.

Chapra, M. U. (2018). İslam İktisadında Ahlak ve Adalet. İstanbul: İstanbul Üniversitesi İslam İktisadı ve Finansı Uygulama Ve Araştırma Merkezi.

Cünedioğlu, E. (2010). Bir İktisadi Sistem Olarak İslam. İktisadi Hayat. 9 Kasım 2020 tarihinde http://www.iktisadiyat.com/2010/09/12/bir-iktisadi-sistem-olarak-islam/ adresinden erişildi.

De Courcelles, D. (2008). La Finance Islamique est-elle aujourd’hui une chance pour l’éthique ? Techniques financières et développement, (90), 19–24.

Etik Kavramı. (2020). 9 Mayıs 2021 tarihinde https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/21984/mod_resource/content/1/Meslek Etiği 1. Hafta.pdf adresinden erişildi.

Gamaleldin, F. (2015). Shariah-Compliant Stocks Screening and Purification. Doktora Tezi, University of Liverpool.

Guéranger, F. (2009). Finance islamique: Une illustration de la finance éthique.

Güçlü, A., Uzun, E., Uzun, S. ve Yolsal, Ü. H. (2002). Felsefe Sözlüğü. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları.

Güngör, K. (2009). Bir Finansal Araç Olarak Katılım Bankacılığı: Tesbitler-Teklifler. A. Yabanlı (Ed.), Finansal Yenilik ve Açılımları ile Katılım Bankacılığı içinde (ss. 207–271). İstanbul: TKBB Yayınları.

Hamza, H. ve Guermazi-Bouassida, S. (2013). Financement Bancaire İslamique : Une Solution Ethique à la Crise Financière. La Revue des Sciences de Gestion, 12, 27–40.

Hussein, K. A. (2004). Ethical Investment: Empirical Evidence From Ftse Islamic Index. Islamic Economic Studies, 12(1), 22–40.

İnanç Temelli Yatırım Kılavuzu. (2021). 9 Mayıs 2021 tarihinde https://tr.publicspeakingtip.org/investing-and-faith-4704 adresinden erişildi.

İslam Ahlâkının Temel Kaynakları Nelerdir. (2019).Fikriyat Gazetesi. 8 Kasım 2020 tarihinde https://www.fikriyat.com/ilahiyat/islam-ilmihali/2019/03/18/islam-ahlaki-nedir-islam-ahlakinin-temel-kaynaklari-nelerdir-islam-ahlakinin-kaynaklari-nelerdir adresinden erişildi.

Karataş, M. (2018). Dünya Dinlerinde Ahlak. İslam Medeniyeti Araştırmaları Dergisi (İMAD), 3(2), 290–298.

Kartal, G. (2016). Homo-Economicus’a Karşı Homo-İslamicus. I. International Social Sciences and Muslims Congress / Issmc-2016, 295–310.

Khamlichi, A. El. (2012). Éthique et Performance : Le Cas des İndices Boursiers et des Fonds d’İnvestissement en Finance İslamique. Université d‘Auvergne.

Meslek Etiği. (2016). T.C. Milli Eğitim Bakanlığı. 5 Eylül 2020 tarihinde https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/21984/mod_resource/content/1/Meslek Etiği 1. Hafta.pdf adresinden erişildi.

Navran, F. (2004). What is the difference between ethics, morals and values. 6 Eylül 2020 tarihinde http://www.navran.com/article-values-morals-ethics.html%0A adresinden erişildi.

Peillex, J. ve Ureche-Rangau, L. (2009). Création d’un İndice Boursier İslamique Sur la Place Financière de Paris. Revue D’Économie Financière.

Pellerin, E. ve Casimiro, M. (2009). Du Bon Usage de l’Ordre Dans le Désordre de la Finance. Distribution Electronique Cairn.info Pour De Boeck Supérieur, (33), 16–25.

Rahim, A. B. A. (2013). İslam Ahlâkı ve Onun Karakter İnşasındaki Önemini Anlamak. International Journal of Social Science and Humanity, 3(6), 508–513.

TDK Sözlük. (2020). Etik. 6 Eylül 2020 tarihinde https://sozluk.gov.tr/ adresinden erişildi.

Wilson, R. (1998). Muhammed Bakır Es-Sadr’ın Günümüz İslam Ekonomi Düşüncesine Katkısı. 17 Eylül 2020 tarihinde https://www.haksozhaber.net/okul/muhammed-bakir-es-sadrin-gunumuz-islam-ekonomi-dusuncesine-katkisi-2180yy.htm adresinden erişildi.

Yörükoğlu, A. (2007). Davranışsal Fi̇nans. Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.