HOMO İSLAMİCUS

İslam ekonomisi etik ve ahlâki değerler üzerine bina edilmiş bir disiplindir. Bireysel çıkarlar toplumun kolektif çıkarlarından daha çok önemli değildir. Bu nedenle İslam’ın kolektif sosyal ve dini normları Müslüman bireyin iktisadi davranışına rehberlik eder. Homo-İslamicus, homo-economicus ile karşılaştırıldığında etik ve ahlâki değerleri önemseyen, kendisi kadar içinde bulunduğu toplumun diğer fertlerinin de ihtiyaçlarını önemseyen örnek birey olmaktadır (Cünedioğlu, 2010).

Homo-İslamicus

Homo economicus ile homo-İslamicus arasındaki ayırım başlıca üç hususta görülür; Bunlar bencillik, ihtiyaçların giderilmesi ve helal-haram ayırımıdır.

Küreselleşmeyle yaygınlaşan neoliberal anlayışa uygun olan insan tipi homo-economicus’tur (Cantekin, 2015, s. 43). Homo-economicus, sınırsız ihtiyaçlarının sınırlı kaynaklarla yoğun rekabet ortamı içinde karşılayan, fayda maksimizasyonunu amaçlayan ve bu doğrultuda rasyonel karar vermek durumunda olan bencil bir bireydir (Güngör, 2009, s. 217). Aynı zamanda farklı iktisadı konularda bilgisi olan, ticari süreçlere hâkim, piyasaları takip eden, aza kanaat etmeyip çoğu isteyen, tercihlerinde akıl ve mantığıyla davranan ve çelişmeyen kişidir (Kartal, 2016, s. 307). Bu tip birey, kararlarını fayda ve maliyet düzleminde analiz eden, mutluluğunu materyalist dünyada arayan, kendi çıkarlarının önemseyen, mal düşkünü bireydir (Cünedioğlu, 2010).

Kısacası, İktisadi anlamda verdiği bütün kararlar akla uygun, her şeyi maddi düşünen dolayısıyla manevi değerleri önemsemeden karar alan, seçimlerinde özgür, çıkarcı bir iktisadi rasyonaliteden ibarettir. Homo-economicus’un tüketici olarak fayda maksimizasyonu, üretici olarak kâr maksimizasyonu sağlamaya çalışan iktisadi mantığının ahlâk felsefesinde karşılığı egoist ve hedonist bireydir (Akyıldız, 2008, s. 30).

Faydacılıkta hedonizme dayalı bir ahlâk anlayışı vardır. Bu ahlâk, erdemi, yarar sağlayan hareketlere bağlamakta ve bireylerin mutluluğunu temel almaktadır (Kartal, 2016, s. 297). Kapitalist sistem, Homo-economicus kavramı üzerinden insanı kendi faydasını maksimize etmek için her türlü değerden yoksun bir varlık olarak görüp tanımlarken, Kapitalist yaşam tarzı maddi kazanımlara çok yüksek değer verir. Kapitalist yaşam tarzı yenilenemeyen doğal kaynakların tükenmesine, ormanların yok olmasına, çevre kirliliği ve ekolojik dengesizliklere yol açmaktadır.

İktisat yazının da en önemli bir kavram olan “pragmatik ve hedonist Homo-economicus” İslam ekonomisinde yerini İslami açından ekonomik insan olarak tanımlayabileceğimiz “altruist” veya “diğerkâm” Homo-İslamicus kavramına bırakır (Kartal, 2016, s. 295). İslâm’daki insan modeli diğergamlığı (alturizm) içermektedir (Kartal, 2016, s. 304). Birey, tek tip davranışa indirgenebilecek bir varlık olmayıp, davranışı üreten bilinç ve bilinçdışı süreçleriyle, kendine özgü kişiliğe sahip subjektif bir varlıktır. Kendi davranış doğrultusunu belirleyen hayat tarzları ve önyargıları vardır (Akyıldız, 2008, s. 38). Dolayısıyla Homo-economicus insan davranışı için bir ölçü kabul edilemediği gibi burada yerini yine Homo-islamicus’a bırakır (Demiröz, 2017).

Tablo 7. Homo Economicus ve Homo İslamicus arasındaki farklar

HOMO ECONOMİCUS

HOMO İSLAMİCUS

Sınırlı KaynaklarBol Kaynaklar
Sınırsız İhtiyaçlarSınırlı İhtiyaçlar
BireycilikKolektivizm
Şahsi ÇıkarToplum Çıkar, Genel Çıkar
Rekabetİş birliği
AhlâksızlıkAhlâklı olmak

Kaynak : (Cünedioğlu, 2010)

Homo-economicus birey, üretim ve tüketimde ve ticari faaliyetlerinde helal veya haram ayrımı gözetmez. O’na göre domuz eti ve ürünleri, içki ve uyuşturucu madde vb. gibi şeyler de fayda sağlayan mal olarak kabul edilir. Dolayısıyla özünde insan varlığı için zararlı olan bu tür malları kullanmak veya ticaretini yapmakta sakınca bulunmamaktadır. Homo-economicus ise sadece helal kabul edilen malları tüketirken aynı zamanda üretip ticari faaliyette bulunurken, tasarruf yaparken kısacası tüm iktisadi kararlarını verirken helali tercih eder, faizli geleneksel finansal alandan uzak durur. Bu aynı zamanda ekonomik tercihlerinde en keskin ayırımı teşkil eder (Dilek, Küçük ve Özdirek, 2017, s. 639).

İslâm ekonomisi, kapitalist düşüncenin aksine kaynakların sınırlı olmadığını, geniş ve bol olduğunu, insan ihtiyaçlarının ise sınırlılığını esas alır ve bu nedenle de kıtlık olmadığını varsayar. Dolayısıyla rekabete de gerek yoktur. Toplum çıkarları bireysel çıkarlardan üstündür (Cünedioğlu, 2010). İslam ekonomisi insanı sadece iktisadi saiklerle hareket eden bir varlık olarak görmez, onu toplumsal ve maneviyatı olan bir varlık olarak görür. Topluma faydayı ve cömertliği, ticaret yaparken adil davranmayı, başkasının hakkını yemeden çok çalışmayı teşvik eder, israftan, savurganlıktan ve gösterişten kaçınmayı emreder (Tabakoğlu, 2016).

İslam anlayışına göre bireyin nihai amacı maddi zenginliğe erişmek değil kurtuluşa ermek yani felaha erişmektir. Kurtuluşa erme bu dünyada esenlik, ahiret için ise Allah’ın rızasını kazanmayı içeren her türlü kültürel, siyasal, sosyal ve ekonomik faaliyetleri ifade eder. Sosyo-ekonomik kurumsal çerçevenin oluşturulması felaha ulaşmanın başarısını kolaylaştırır (Kartal, 2016, s. 300). İslâm’ın ekonomi anlayışında liberal, neoliberal veya marksist homo-economicus gibi modeller geçerli değildir. Toplumsal yapının temeli ekonomik değildir ve insan da sadece bir homo-economicus olamaz.

Homo-İslamicus’un, İslami finansın prensipleri çerçevesinde her türlü ticari faaliyette bulunarak servet edinmesinde bir engel yoktur. İnsanlar, sınırsız kazanç sağlamakta serbest olmakla birlikte, bunu İslam’ın öngördüğü bazı temel ahlâki ilkelere dayandırmaları gerekmektedir (Güngör, 2009, s. 217). Serbest piyasa ortamında rekabet eder, mülkiyet hakkına saygı gösterir. Homo-İslamicus, tüketimde israf ve lüksten kaçınan, servetini âtıl bir biçimde bırakmayan kişidir (Kartal, 2016, s. 303). İslam, doğal kaynakların korunmasına önem göstermektedir. İslam’da insan, Allah’ın yeryüzünü imar görevi verdiği varlık bilinciyle kaynakların israf edilmeden kullanılmasına, korunmasına ve temizliğine önem gösterir. Kapitalist ekonomilerde tüketici davranışları tüketicinin egemenliği bakımından açıklanır. Sevdiği bir şeyi serbest bir şekilde satın alabileceğini iddia etmektedir. Bu konuda hiçbir ahlaki kontrol yoktur. İslâm’da ise tüketicinin egemenliğine sınırlar konmuştur.

 

KAYNAKLAR

Akyıldız, H. (2008). Tartışılan Boyutlarıyla “Homo Economicus.” Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 13(2), 29–40.

Cantekin, Ö. F. (2015). Küreselleşme ve Eğitim: “Homo Economıcus” Eğitim Anlayışının Dönüşümü. Akademik Hassasiyetler.

Cünedioğlu, E. (2010). Bir İktisadi Sistem Olarak İslam. İktisadi Hayat. 9 Kasım 2020 tarihinde http://www.iktisadiyat.com/2010/09/12/bir-iktisadi-sistem-olarak-islam/ adresinden erişildi.

Demiröz, M. (2017). ​Davranışsal İktisat, Homo Economicus ve Richard Thaler. 19 Aralık 2020 tarihinde https://www.gazetebirlik.com/yazarlar/davranissal-iktisat-homo-economicus-ve-richard-thaler/ adresinden erişildi.

Dilek, S., Küçük, O. ve Özdirek, R. (2017). Homo Economicus Mu? İslami İnsan mı? Homo Economicus or Homo Islamicus. Uluslararasi Ekonomi̇k Araştırmalar Dergi̇si̇, 3(3), 4. www.ekonomikarastirmalar.org adresinden erişildi.

Güngör, K. (2009). Bir Finansal Araç Olarak Katılım Bankacılığı: Tesbitler-Teklifler. A. Yabanlı (Ed.), Finansal Yenilik ve Açılımları ile Katılım Bankacılığı içinde (ss. 207–271). İstanbul: TKBB Yayınları.

Kartal, G. (2016). Homo-Economicus’a Karşı Homo-İslamicus. I. International Social Sciences and Muslims Congress / Issmc-2016, 295–310.

Tabakoğlu, A. (2016). İslam İktisadına Giriş (4th bs.). İstanbul: Dergâh Yayınları.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.