İSLAMİ FİNANSIN SORUNLARI ÜZERİNE…

Son 30 yılda İslami finans ürün gelişiminin hızlanması gerek Müslüman ülkelerde gerekse de batı ülkelerinde körfez sermayesini çekme aracı olarak faizsiz bankacılık ürünlerinin gelişimi, İslami bankacılık sistemlerinin gelişimini beraberinde getirmiştir. Çok hızlı bir şekilde gelişme gösteren İslami finans, özellikle 2008 mortgage krizleri sonrasında, sermayenin üretim piyasasına penetre edilmesini öngören özelliğinden ötürü bütün dünyada bütün kesimler tarafından cazip hale gelmiştir. Fakat yine de sistem henüz emekleme aşamasındadır. İslami bankacılığın hâkim olduğu ülkeler bulunmakta ise de pür İslami finansın uygulandığı ülke sayısı çok azdır. [3] Ülkemizde de gelişim gösteren İslami Bankacılığın sektördeki payı henüz %6’lar civarındadır.

Dünya’da İslami finans sistemleri incelendiğinde İran ve Sudan’da finans piyasasının %100’ünün İslami finansal ürünlerden oluştuğu görülmektedir. İran ayrıca 500 Milyar USD ile en büyük İslami finans piyasasına sahip ülkedir. Brunei ve Suudi Arabistan’da piyasaların %50’den fazlası, Kuveyt, Yemen, Malezya, Katar, BAE ve Bangladeş’te ise %20’den fazlası islami piyasalardan oluşmaktadır. Türkiye’nin 40 Milyar USD civarında bir İslami finans piyasası mevcut olduğunu belirtmektedir.[2]

İslami finansın bilinen diğer adı faizsiz finans sistemidir. Faizin her türlüsü, azı veya çoğu her şekilde İslam’da yasaklanmıştır. Günümüz globalleşen dünyasında finans sistemi faiz üzerine kuruludur. Bütün ticaretin, para ve sermaye hareketlerinin hemen hemen bütün dünyada serbest dolaşımının, kalkınma ve gelişmede zorunlu hale gelmesi, İslam nüfusunu da faiz sarmalı içine almaktadır.

Faizli serbest ekonomi sistemlerinin serbest sermaye hareketlerinin verdiği itici güçle hemen hemen bütün dünyayı kendi sarmalı içine alması, pür İslami finansal sistemlerin uygulamaya girmesini engellemiş ve engellemektedir. Dolayısıyla faiz gibi diğer sistematik risklerle ilintili bir finansal ekosistemin varlığından söz etmek mümkündür. İslami ülkelerde her ne kadar iç piyasayı İslami ilkeler çerçevesinde inşa etseniz dahi dış dünya ile ilişkilerinizde faizli sistem içine dahil olmak durumunda kalınmaktadır. Burada en büyük sorunsal faize duyarlı özellikle petrol zengini arap ülkelerinin fonlarını çekmek için batılı bankaların İslami ürünler geliştirip uygulamış olmalarıdır. Halen çok önemli miktarda islami fon, batılı konvansiyonel sistemler içinde kurulmuş İslami fonlar içinde değerlendirilmektedir. [1]

2000’li yılların başlarında özellikle gelişmiş ülkelerde yaşanan likidite bolluğu ülkemizde hem bireysel hem de kurumsal borçlanmanın artmasını da beraberinde getirmiştir. Makul faizli borçlanmanın çok üstünde eşik belirlenmiştir. Sistematik risk kaldıraç oranının düşük olduğu firmalarda daha az etkilidir. Bu bağlamda katılım bankacılığının firmaların borçlanmaları üzerinde azaltıcı etkilerinin olması ve kredilendirme süreçlerinin bu çerçevede işletilmesi sistemin sağlayacağı diğer bir faydadır. Ülkemizde gerek İslami değerlere sıkı sıkı bağlı olan yatırımcının gerekse Körfez Sermayesinin Türk Sermaye Piyasalarına kazandırılması yolunda tesis edilen İslami Finansal Ürünlerin sığlığı açıktır.  Konvansiyonel bankacılık sistemi ağırlıklı sığ bir İslami sermaye piyasasına sahip olan Türkiye’nin özellikle devlet marifetiyle kurulacak katılım bankaları ve iş ortaklığı modellerine ihtiyacı bulunmaktadır.

Türkiye’deki gibi hem konvansiyonel sistemin hem de Katılım Bankacılığının uygulandığı bir ülkede, aynı ekosistemde yer almaları ve aynı müşteri profiline sahip olmaları hasebiyle katılım bankaları diğer risklerle birlikte faiz oranı riskine de maruz kalmaktadır. Bu nedenle kâr payı oranlarını piyasa faizine yakın tutmaya çalışmaktadırlar. Kâr payı oranı ve faiz oranı arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, faiz oranlarının katılım fonlarını etkilediği bilinmektedir. İlaveten konvansiyonel bankalar ile aynı risk yönetim tekniklerini kullanamayan katılım bankaları bilanço içi risk yönetim tekniği olan aktif-pasif yönetimi ile risk yönetimini gerçekleştirmekte ve ister istemez piyasa faiz oranlarını takip etmek durumunda kalmaktadırlar. Bu durum dolaylı olarak portföy yönetimlerini faiz oranları ile ilişkili hale getirmektedir.[4]

İslami bankacılığın gelişimi ile sermaye piyasalarında, belirlenen kriterleri haiz şirketlerin borsa da işlem görmelerini sağlayan endeksler oluşturulmuştur. Bu kriterler zamanla bir standarda kavuşmuş ve bütün dünyada genel kabul görmüş kriterler haline gelmiştir. Lakin bu kriterler içinde faiz içeren kaynakların pasif içinde %30’u geçmemesi, İslami değerlere uygun olmayan faaliyetlerden gelirlerinin %5’i aşmaması gibi kriterler hala tartışılmaktadır. Zira Kur’an’da faizin azı da çoğu gibi haram kılınmıştır. Finansal piyasalara olumlu katkılarından ötürü İslami sermaye çalışmalarının sadece duyarlı kesim tarafından değil, tasarruf problemi yaşayan ülkemizde bütün kesimlerin ilgi alanına girmektedir.

Son olarak yeni ürün geliştirmede sorunlar bulunmaktadır; Blockchain teknolojisi hala İslami finansta tartışmalı bir konu. Bununla birlikte, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya, gittikçe artan sayıda İslam finansal teknolojilere ev sahipliği yapmakta. S. Arabistan’ın İslami Kalkınma Bankası (IDB), Kasım ayında, İslami bankalara likidite yönetimi konularında yardımcı olacak bir dizi şeriat uyumlu araç oluşturmak için Tunus merkezli bir danışmanlık firması olan i-FinTech Solutions ile bir yatırım anlaşması imzaladı. IDB, “Bu varlık-sorumluluk yönetimi ürününde blockchain kullanımı hem toplam işlem süresini hem de finansal ve ticari işlemin maliyetini azaltacağını belirtiyor.[5]

Dünyada gelecek teknolojilerini (özellikle blockchain ödeme sistemlerini) İslami finansa adapte etme çalışmaları devam etmektedir. İslami türev ürünler ve diğer finansal mühendislik ürünleri bu teknolojilerin kullanımı bağlamında sistematik risklerin İslami finansal ekosistem ile ilişkileri ve etkileşimlerini zayıflatacağını umuyoruz.

Finans krizlerine daha dirençli kılması açısından, üretim ve istihdama pozitif etkileri olan ürünlerinin kullanımının yaygınlaştırması açısından ülkemiz ekonomisine katkılar sağlayacağına inandığımız İslami finans, gelecekte blockchain teknolojileri ile işler hale gelmesi cari açık veren ülkemize ilave ekonomik güç sunacaktır.

Yine, bir sermaye piyasası aracı olarak İslami döviz swapları kıt olan sermayenin ve bu sermaye kıtlığının özellikle döviz krizlerine, başka bir deyişle cari açık krizlerine sebep olması, zaten borçlu olan finansal yapının daha borçlu hale gelmesi şeklinde bir karakteristiğe sahip ülkemiz gibi örnekler de önemli hale gelmektedir.

KAYNAKLAR

“Fadhlaoui – Les opportunités du développement de la finance is.pdf”. Erişim 01 Temmuz 2018. https://www.fichier-pdf.fr/2015/10/10/a-la-reforme-du-systeme-bancaire-etude-la-crise-de-2007/a-la-reforme-du-systeme-bancaire-etude-la-crise-de-2007.pdf.

Gül, Mustafa Emin, Talip Torun, ve Cüneyt Dumrul. “TÜRK KATILIM BANKALARININ FON KAYNAKLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER VE BU BANKALARIN KLASİK BANKALARLA İLİŞKİLERİ ÜZERİNE BİR UYGULAMA”. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, sy 50 (19 Aralık 2017): 141-66. https://doi.org/10.18070/erciyesiibd.368581.

“İÇelli̇Oğlu – 2018 – SERMAYE PİYASALARINDA İSLAMİ ENDEKSLER VE GELENEKS.pdf”. Erişim 16 Ocak 2019. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/586590.

January 01, ve 2019 Author: Chloe Domat. “Global Finance Magazine – Islamic Banking Slowly Warms To Blockchain”. Global Finance Magazine. Erişim 03 Şubat 2019. https://www.gfmag.com/magazine/january-2019/islamic-banking-slowly-warms-blockchain.

“SIRMA – 2015 – Sermaye Piyasası Araçlarının İslami Finans Açısınd.pdf”, t.y.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Follow by Email
LinkedIn
LinkedIn
Share