GÖRÜNMEYEN EKONOMİ, DÜNYA GERÇEKTE NASIL İŞLİYOR

Ku Klux Klan, ABD’nde 1860’larda kurulmuş bir örgütün ismi.

İç Savaş’tan sonra altı eski Konfederasyon askeri tarafından Tennessee, Pulaski’de kurulmuş. Dördü yeni avukat çıkmış olan altı genç adam, kendilerini fikirleri birbirine yakın arkadaşlardan oluşan bir çevre olarak görmüşler. Bu yüzden seçtikleri isim de, yani “klux”, çevre anlamındaki Yunanca sözcük kuklos’un yalnızca çok az değiştirilmiş hali. “Klan” sözcüğünü de eklemişler, çünkü hepsi İskoçya-İrlanda kökenlilermiş. Başlangıçtaki, beyaz çarşaflara sarınarak başlarında yastık kılıfından kukuletalarla kırsal alanlarda at koşturma gibi faaliyetleri, zararsız olduğu söylenen gece yarısı muzipliklerine benziyormuş. Ama kısa zamanda Klan, özgürlüğüne kavuşan köleleri korkutmak ve öldürmek için tasarlanmış ve pek çok eyalete yayılmış bir terörist örgüte dönmüş.

Bölgesel liderleri arasında beş eski konfederasyon generali varmış. En sadık destekçileri ise yeniden yapılandırma dönemini ekonomik ve siyasi bir kabus olarak yaşayan plantasyon sahipleri imiş.

Klan ilk dönemlerinde broşürlerle, linç ederek, vurarak, hadım ederek ve bin bir türlü sindirim yöntemleri uygulayarak eski köleleri, siyahların oy kullanma, toprak sahibi olma veya eğitim hakkını savunan beyazları hedef almış. fakat on yıl içinde yasal ve askeri müdahalelerle Klan büyük ölçüde bastırılmış.

Ku Klux Klan, 1915’e kadar büyük ölçüde rafa kalkmış, ta ki D. W. Griffith’in orjinal ismi “The Clansman”olan “The Birth of a Nation”  filmi Klan’ın yeniden doğumunun kıvılcımını çakana dek.

Bu filmde Klan, bizzat beyaz uygarlığı için savaşan haçlılar, Amerikan tarihindeki en soylu kuvvetlerden biri olarak sunulmuş. Film, ünlü bir tarihçi tarafından yazılmış “A History of the American People” ‘dan alıntı yapmış. Kitabın yazarı ise, bir zamanlar Princeton Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıp aynı üniversitede rektörlük yapmış olan ABD Başkanı Woodrow Wilson’muş.

1920’lere gelindiğinde, yeniden canlanan Klan’ın, Beyaz Saray’ın Yeşil Odası’nda Klan yemini ettiği kaydedilen Başkan Warren G. Harding de aralarında olmak üzere sekiz milyon üyesi olduğu iddia ediliyormuş. Bu dönemde Klan, sadece Güneyde değil, bütün ülkeye yayılmış durumda imiş. Artık kendini sadece siyahlarla değil, ayrıca Katolikler, Yahudiler, komünistler, sendikacılar, göçmenler, ajitatörler ve diğer statüko karşıtlarıyla da ilgili görüyormuş.

1933 yılında Hitler Almanya’da yükselirken taklit ettiği şeyin Ku Klux olduğu gazetelerde yazılıp çizilmiş.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla düşüşe geçen hareket, savaş sonrasında üye sayısında patlama yaşamış.

Atlanta’yı Klan’ın merkezi yönetim yeri yapan örgüt, kilit Georgia politikacıları üzerinde ciddi etkilerde bulunuyormuş ve alt birimlerde bir sürü polis ve şerif yardımcısı mevcutmuş. Gizli bir cemaat olmasına rağmen, Klan’ın gerçek gücü Ku Klux Klan ile yasa uygulayıcı kurumların kolkola giden kardeşler olduğunda yatıyormuş. Klan, siyaseti iş dünyası, ve yasa uygulayıcıların liderleriyle ittifak halindelermiş.

Giriş başlangıç ücreti olarak 10 USD talep ediliyormuş. Bu arada bazen kanlı sayılabilecek ritüelleri de varmış.

1890 ve 1970 yılları arasında linç edilen siyahların istatistiğine bakıldığında sayının giderek düştüğü görülüyor. Yani aslında örgüt, eylemleri ve retorikleriyle son derece açık ve korkunç biçimde ürkütücü, oldukça güçlü bir motivasyon şeması geliştirmişler. Şiddet uygulamaya gerek bile kalmamış. Çünkü insanlar güçlü motivasyonlara daha güçlü cevap verirler. Ve rastgele şiddet korkusundan güçlü, çok az motivasyon vardır. Bu da, terörizmin özde neden bu kadar etkili olduğunu açıklar.

Klan, en azından örgütün tepelerine yakın olanlar için kurnaz bir para kazanma operasyonu idi. Klan liderlerinin pek çok gelir kaynakları vardı: bir sürü aidat ödeyen sıradan üye, sendikaları korkutması için Klan’ı tutan iş sahipleri veya Klan’a korunma parası ödeyenler, büyük nakit bağışların toplandığı Klan toplantıları, hatta zaman zaman yapılan silah kaçakçılığı veya kaçak içki operasyonları.

Beyaz Hristiyan üstünlüğünden yana bir grubun kendi kutsal kitaplarına neden “Kluran” olarak İslam’ın kutsal kitabının isminin verildiği hiçbir zaman öğrenilememiş.

Stetson Kennedy isimli Floridalı bir gazetecinin bir casus olarak örgüte girmesi, akabinde birçok önemli bilgiyi resmi makamlara iletmesine rağmen maalesef örgüte istenilen darbe vurulamamış. Hayal kırıklığı yaşayan Kennedy, bir grup çocuğun çocuksu bir şekilde saçma sapan kelimelerle oynadıkları bir casus oyunundan esinlenerek, Klan’ın bütün parolalarını ve en gizli bilgilerini çocukların ellerine vermeyi düşünmüş. Tüm ülkede milyonlarca dinleyicisi olan bir çocuk radyo programcısıyla anlaşarak Süperman’in maceraları oyununu, bu oyuna örgütün parola ve bilgilerini adapte ederek dinlenilmesini sağlamış.

İçlerindeki haini araştırmaya devam ederlerken, çocukların oyunları ile madara olan örgüt hızlı bir şekilde kan kaybetmiş ve yeni üyelik başvuruları sıfıra düşmüş. Klan, özellikle güney eyaletlerinde tam olarak ölmemiş ise de asla eski gücünü de bulamamış.

  • Ayrımcılığın en alası Batı’da, Amerika’da…
  • Böyle gizli örgüt, sindirme motivasyonlarının en alası vs. bunlardan çıkıyor…
  • Bunların da FETÖ’leri varmış. Hatta bizimkini vermiyorlar, çünkü FETÖ’süz yapamıyorlar…
  • ABD’nin de büyük çoğunluğunu oluşturan Almanlar’ı boş bırakmaya gelmiyor.
  • Sonunda hiç düşünmediğiniz bir yerden darbe yer, madara olursunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Follow by Email
LinkedIn
LinkedIn
Share