HAM PETROL VE DOĞAL GAZ SEKTÖRÜ

Bugün dünyada tüketilen enerji, çok sayıda enerji kaynağından elde edilirken; petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil kaynaklar, bu kaynakların %87’sini oluşturmaktadır.

Petrol, ulaştırma sektörünün temel enerji kaynağı, doğal gaz ve kömür ise elektrik üretiminin temel enerji kaynağıdır.

2015 yılı verilerine göre;

  • petrol, dünya enerji talebinin %32,6’sını
  • doğal gaz ise, %23,7’sini karşılamıştır.

Bugüne kadar önemli kuruluşlar tarafından yapılan projeksiyonlara göre, petrol ve doğal gazın birincil enerji tüketimi içindeki paylarını uzun dönemde de koruyacakları öngörülmektedir. Uzun dönemli projeksiyonlar değerlendirildiğinde OECD dışı ülkelerin tüketimlerinde artış dikkat çekiyor. Bu bağlamda, Hindistan’ın yıllık enerji talebinin %8,7, Çin’in yıllık %7 civarında artması öngörülüyor.

Elektrik üretimi için her türlü birincil enerji kaynağı kullanılmakta. Petrolün payının ise giderek azalması bekleniyor. Petrol daha çok taşıma sektörü tarafından talep ediliyor ( %94 ). 2035 yılına kadar bu oranın %89’a düşmesi bekleniyor.

2014 yılında, dünya petrol rezervi 1,7 trio varil olarak açıklanmış. Anılan dönemde Suudi Arabistan ( 1 mia varil ) ve Brezilya ( 600 mio varil ) 2014 yılında en fazla rezerv ekleyen ülkeler olmuş.

Dünya petrol rezervlerinde;

  • Orta Doğu Bölgesi %47,7
  • Orta ve Güney Amerika %19,4
  • Kuzey Amerika 13,7
  • Avrasya %8,4
  • Afrika %7,6
  • Asya ve Okyanusya %2,5
  • Avrupa %0,7    paya sahiptir.

Petrol üretimi 2015 yılında %2,8 artarak 91,2 mio varil / gün olarak gerçekleşmiş olup bu üretimin %30’luk bölümü Orta Doğu’da gerçekleşmiştir.

Uluslararası Enerji Ajansı, Şubat 2016’da hazırladığı raporunda önümüzdeki 5 yıllık dönemde 3,3 mio varil/gün ‘lük üretim artışı beklemektedir. Daha önce hazırladığı raporlarda petrol fiyatlarının 30 USD’lere düşmesinden dolayı üretim rakamlarını aşağı yönlü revize eden Ajans, son raporunda OPEC dışı ülkelerin üretim artışında önemli rol oynadığını belirtmekte.

OPEC ülkeleri içinde Irak, İran ve BAE’nin üretim kapasitesine esas katkı sağlayacak ülkeler olacağı değerlendirilmekte.

2015 yılında en fazla üretim artışı sağlayan ülke ABD olup, onu Irak ve İran takip etmekte.

Küresel petrol üretim maliyetleri incelendiğinde , bir varil petrol maliyetinin dünya genelinde 24 – 75 USD /v arasında bir bantta gerçekleştiği görülüyor. Bu rakam kuyubaşı maliyetidir. Orta Doğu’da üretim maliyeti 8 – 35 USD arasında değişmekte.

Petrol rezerv ömrü teknolojik gelişmelerle sürekli yükselmekte. 2013 yılında 53,3 yıl olan rezerv ömrü, 2014 yılında 56,8 yıla çıkmış.

Geçtiğimiz yıllarda keşfedilmiş ve önümüzdeki 10 yılda üretime geçirilmesi planlanan büyük petrol rezervleri incelendiğinde, bu rezervlerin karlı olabilmesi için petrol fiyatının 60 USD/v ‘in üstünde kalması gerekmektedir. Örneğin, 8 mia varil üretilebilir rezervi ile son yılların en büyük keşfi olan Brezilya’daki Libra sahasının yatırımcısına kar ettirebilmesi için petrol fiyatının yaklaşık 70 USD/V olması gerekmektedir.

Petrol fiyatları neden düştü ?

  • Petrol fiyatlarının düşüşündeki temel etken, petrol talebinin ivme kaybetmesi, buna karşılık petrol arzının talep artışından çok daha fazla yükselmesidir.
  • UEA raporunda, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da 2014 yılı başından bu yana gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse sektörel gelişmeler, muhtemel siyasi krizlerin yarattığı sözkonusu riskleri büyük ölçüde ortadan kaldırmış olduğu söyleniyor !!! Yani, küresel sermaye, 2014’ten bu yana bu bölgelerdeki siyasi ve ekonomik durumu stabil tutmaya çalışıyor.
  • ABD’nde yatay sondaj ve hidrolik çatlatma gibi konvansiyonel olmayan yöntemlerle çıkarılan petrolün son yıllarda hızlı bir şekilde artması, küresel ölçekte petrol piyasasında arz-talep dengelerini değiştiren bir teknolojik gelişme olarak değerlendirilmekte. ABD’nin büyük katkı koyduğu küresel petrol üretiminde yaşanan artış, siyasi açıdan risk arz eden bölgelerde yaşanması muhtemel üretim kesintilerini rahatlıkla ikame edebilecek seviyeye ulaşmış. Dolayısıyla ABD’nin üretimi artırarak ithalat rakamlarını düşürmesi petrol fiyatlarına aşağı yönlü baskı yapan bir etmen olmuştur.
  • ABD dolarının, Avro ve gelişmekte olsn ülke para birimleri karşısında değer kazanması
  • Çin’de görülen büyümedeki yavaşlama
  • Son yıllarda enerji verimliliğine ilişkin politikaların hızla yayılması,
  • İran’a uygulanan ekonomik ve finansal yaptırımların kaldırılması sayılabilir.

Doğal Gaz’da durum ise ;

2014 yılında dünya doğal gaz rezervi 187,1 trio m3 olarak hesaplanmış. Bu rezervlerin;

  • %42,7 ‘si Orta Doğu’da
  • %29,3 ‘ü Avrasya’da
  • %8,2’si Asya Pasifik’te
  • %7,6’sı Afrika’da
  • %6,5’i Kuzey Amerika’da
  • %1,7’si ise Avrupa’da bulunmakta.

En fazla rezerve sahip olan ülkeler ise;

  • İran, 34 trio m3
  • Rusya, 33 trio m3
  • Katar, 25 trio m3
  • Türkmenistan, 18 trio m3
  • ABD, 10 trio m3
  • Suudi Arabistan, 8 trio m3
  • BAE, 6 trio m3
  • Venezuela, 6 trio m3
  • Nijerya, 5 trio m3
  • Cezayir, 5 trio m3

Küresel doğal gaz üretiminin yıllar itibariyle artış göstereceği beklenmektedir. Özellikle Kuzey Amerika ve Orta Doğu’da üretim artışları yüksek orandadır.

Küresel rezerv ömrünün 54,1 yıl olduğu hesaplanmaktadır.

Giderek artan talebin ağırlıklı olarak Çin ve Hindistan kaynaklı olacağı beklenmekte.

İlaveten, Ankonvansiyonel Üretim’den bahsetmemiz gerekiyor.

Dünyada teknik olarak üretilebilir ankonvansiyonel kaynakların 340 mia varil petrol ve 212 trio m3 gaz olduğu tahmin ediliyor. Kaynak bolluğu açısından en zengin bölge Kuzey Amerika ve Asya.
İleri teknoloji gerektiriyor. ABD petrol endüstrisi bu durumu iyi değerlendirmiş durumda. Bunun sonucunda ise, ABD kaynak kıtlığı politikaları döneminden kaynak bolluğu politikaları dönemine geçiş yapmıştır. Fakat petrol fiyatlarının düşmesi ile ankonvansiyonel üretim de darboğaza girmiştir.

Görüldüğü üzere, fosil kaynaklar, enerji talebimizin en büyük kaynağını oluşturuyor ve oluşturmaya da devam edecek. Her ne kadar 50 yılın üzerinde bir ömür hesaplansa da teknolojik ilerlemeler yeni rezervlerin üretime açılmasını sağlayabilecek. Ama, özellikle yenilenebilir kaynakların  enerji kaynakları arasındaki payının yükseleceğini ve oradaki maliyetlerinde giderek düşeceğini düşünüyorum. Ancak bunun hızlı bir süreçte olacağı düşünülmemektedir. Sektörün Türkiye’deki durumunu bir sonraki yazımızda inceleyeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Follow by Email
LinkedIn
LinkedIn
Share