TOLSTOY, TANRININ EGEMENLİĞİ İÇİNİZDEDİR

Lev Tolstoy Nasıl Biri?

– Aslen varlıklı bir aileden

– Küçük yaşlarda anne babasını kaybetmiş

– Sürekli, arayış içinde olan bir ruh yapısına sahip,

– Asaletten, lüksten uzak durmayı yeğlemiş,

– Köyüne okul kurmuş,

– Bütün varlığını yoksullara bağışlamış,

– Şiddete, otoriteye karşı olmuş,

– Bir yoksul olarak vefat etmiş….

1893 yılında tamamladığı “Tanrı’nın Egemenliği İçinizdedir ” isimli bir kitabı var. Kitap, yazarın Ortodoks kilisesinden aforoz edilmesine sebep olmuş.

Dağ Vaazını, Hz. İsâ Aleyhisselâm, Hristiyan ilahiyatına göre, 30’lu yıllarda müritlerine Taberiye Gölü (Celile) yakınlarında bir dağda gerçekleştirmiştir. Sırasıyla gerçek mutluluk, kutsal yasa, öfke ve cinayet, zina ve boşanma, ant içmek (yemin etmek), intikam, düşmanları sevmek, yoksullara yardım, dua, oruç, kaygı, başkasını yargılamak ve Allah’tan dilemek konularında öğretilerini aktardığı vaazdır. Tarih içinde birçok marjinal Hristiyanlık yorumu ve hatta Hristiyan anarşizmi olarak bilinen fikir akımı tarafından temel alınması gereken “tek” ahlaki ilkeler bütünü olarak benimsenmiştir. Hz. İsâ Aleyhisselâm’ın, Hz Musa’nın On Emirine atıfta bulunduğu da söylenir.

İslam, Hz. Adem ile başladığından, Allah’ın elçilerinin insanlara bildirdikleri özünde aynı şeylerdir. Değişen tek şey, insanoğlunun anlayışının gelişmesiyle peygamberlerin ümmetlerine daha önce anlaşılamayan şeyleri, daha rahat anlatabilmeleri olmuştur. Hz. Muhammed ( SAV ) dahi ashabına aktarmada zorluk çektiği kısımlar olmuş fakat Kuranı Kerim her dönemde her topluma adeta kendini yenileyen bir kitap gibi önderlik etmiş, anlaşılamayan şeyler, zaman ilerledikçe anlaşılır olmuştur ve bu durum kıyamete kadar devam edecektir. Bu hususta, elinize aldığınızda sanki elinize yapışacak, sizi kendisini okumaya çekecek Muhammed Şaravi’nin https://islamansiklopedisi.org.tr/saravi“ Kur’an Mucizesi “ kitabını öneririm. Muhammed Şaravi, bir Mısırlı alim, din adamı. İsmini belirttiğim kitap dışında kitap yazmamış. Ama o kadar çok anlatmış, vaz etmiş ki. Bunu dünyanın her tarafında yapmış.

Anlatmak İstedikleri

Tolstoy, kitabında, kiliseye, kurumsallaşmış Hristiyanlığa, askerliğe, genel olarak şiddete karşı çıkıyor ve bunun karşısına doğru dini inancı çıkarmaya çalışıyor. Örneğin, inançlı bir Hristiyan’ın devlet tarafından zorla askere götürülemeyeceğini söylüyor, şiddet görsen dahi şiddetle karşı koymaman gerektiğini Hz. İsa’nın Dağ Vaazını temel alarak açıklamaya çalışıyor. Modern devlet kurumunun, milliyetçiliğin, savaş ve militarizmin, her türlü devlet baskı aracının, hapishane ve cezalandırma kurumlarının, eğitim kurumlarının, insanları otoriter bir ahlakın boyunduruğu altında tutmaya çalışan dini kurumları reddeden tutarlı bir anarşist anlayış geliştiriyor. Her ne kadar bakış açısı anarşist olsa da, anarşizmin şiddet yoluyla devlet otoritesini değiştirmeye çalıştığını, kendisinin anarşist olmadığını söyler. Güce dayalı bir hayatın reddini temellendiriyor ve güce güçle karşı koymama anlayışını formüle ediyor. Askere alınmayı, insanın şiddete sürüklenerek, vicdansızlaştırılıp, hipnotize edilmesi olarak görüyor.

Tolstoy’un fikirlerini, anarko-sendikalizm, anarko-komünizm ya da bireysel anarşizm kadar yaygın olan bir başka anarşizm koluna, anti-militarizme ve pasifist eylemciliğe ya da Albert Einstein’ın  tabiriyle “militan bir pasifizm”e kaynaklık etmiş olduğunu söyleyerek felsefi, sosyolojik açıklamalar getirebilirsiniz. Özünde ideal bir insanlık profili çizen Tolstoy, bunu Hristiyanlığın doğru anlaşılması ile olacağını belirtmiş.

İsa’yı doğru anlamak, O’nun insanlara tebliğ ettiği İncil’i doğru okumak, zaten İslam’ı doğru anlamak / doğru okumak demek. Az önce belirttiğimiz gibi, Hz. Adem’in de inancı İslam idi. Allah (cc ), dünyadaki her insan topluluğuna, 124.000 kadar olduğu bildirilen peygamberleri aracılığı ile bildirdiği hep İslam idi. Dolayısıyla, Hristiyanlar, kendi kitaplarını ve peygamberlerini doğru anlamış olsalardı, Hz. Muhammed’e ve Kur’an’a inanmış olacaklardı. Tolstoy, bilerek veya bilmeyerek İsa’nın öğretisi / doğru Hristiyanlık diyerek konuyu orada bırakıyor.

İnsanoğlu, Allah’ın kendisine peygamberleri aracılığı ile bildirdiği dine uymak yerine hep kendisine uydurmak çabasında olmuş. İlmi sonsuz olan Yaradan’ın söylediklerini bırakıp, kendi uydurdukları ile hareket ettiğinde de doğruluktan, iyilikten, güzel ahlaktan sapmış, kendini sapkınlık, şiddet, huzursuzluk içinde bulmuştur. Yahudiler ve Hristiyanlar gibi ehli kitabın, bildiği halde, ( çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Muhammed’in geleceği bildirilmişti ) İslam’ı ve Peygamberini reddetmeleri hem Kuran-ı Kerim’de anlatıldığı gibi, İslam âlimlerinin bu konuda yazmış olduğu birçok kaynakta nedenleri detayları ile anlatılmıştır. Şunu da belirtmek isterim; Genel olarak Hristiyanlık teolojisini, tarihini bizlere aktaran, kaynak sağlayan asr-ı saadet Müslüman âlimleridir.

Tolstoy’un da vurguladığı şiddetten arınmış toplum, Hz. İsa’yı doğru anlamaktan ve O’nun tebliğ ettiği Hristiyanlığı doğru uygulamaktan, dolayısıyla İslam’ı ve peygamberini anlayıp uygulamaktan geçiyor.

Nasıl ki Hz. İsa’nın tebliğ ettiği dinde şiddet yasaklanmıştır, Hz. Muhammed’de insanlığa ve hatta düşmanlarına merhamet ve hoşgörü ile davranmayı telkin etmiş, şiddeti yasaklamış, barış içinde yaşamaya önem vermiştir. Batı Hristiyan kamuoyu bunu böyle bilmek durumundadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Follow by Email
LinkedIn
LinkedIn
Share