PARA’NIN SERÜVENİ

Altın ve gümüşün madeni para olarak yüzyıllardır kullanıldığını, banknotların yine yüzlerce yıldır var olduğunu hepimiz biliriz. Paranın serüveni oldukça uzun. Dünyada mevcut finans sisteminin yaşı ise oldukça genç sayılır. Bu yazı mevcut finans sisteminin başlangıcına kadar gelen sürede -yani 47 yıl öncesine kadar- mübadele veya takasın ve akabinde paranın geçmişini kronolojik olarak veriyor.

İÖ 9000 –  İlk para ve değer biriktirme biçimlerinden biri sığır ve diğer hayvanlardı.

Hayvanlar Roma hukuku altında da ödeme olarak kullanıldılar. Roma’da cezalar koyun ve öküz olarak ödeniyordu.

İÖ 3500 – Kredi ve borç, Sümer medeniyetinde vardı. Çiftçiler o kadar çok borçlanıyorlardı ki çocukları borcu geri ödeme aracı olarak köleliğe zorlanıyordu.

David Graeber’in “Borç: İlk 5000 Yıl ” adlı kitabına göre ilk kayıtlı kredi ve borç sistemleri muhasebe araçları 5000 yıldan uzun süre önce geliştirildi. Bu araştırmanın sonuçlarından biri, borçluluğun tarih boyunca sık sık huzursuzluk, isyan ve ayaklanmalara neden olduğudur.

İÖ 3000 – Mezopotamya’da hem belirli bir arpa ağırlığını hem de buna eşit miktarda gümüş, bronz ve bakır gibi materyellerin ağırlığını tanımlamak için kullanılan antik ölçü birimi şekel kullanıldı.

İÖ 1750 – Babil kralı Hammurabi, para ve borçtan bahseden ilk yazılı kanunları çıkardı.

İÖ 1000 – Dünyada sürekli büyüyen imparatorlukların askerlere ödeme yapma ve vatandaşlardan vergi alma aracı olarak metal paraların gelişmesi. İlk üretim metal paralar Hindistan, Çin ve Ege Denizi çevresindeki şehirlerde İÖ 700 ve İÖ 500 lü yıllarda görüldü.

İÖ 700 – İlk altın paralar Lidya’da Grek döneminde basılmıştır.

Kağıt para, İ.S. 7. yy’da Tang Hanedanlığı döneminde Çin’de görüldü. Banknotların kullanımı ile tüccarlar büyük ticari alışverişlerde ağır ve hacimli metal paradan kurtuldular. Aynı zamanda vade tarihi ve miktarın yazılı olduğu borç senetleri vermeye başladıkları bir sistem geliştirdiler.

İ.S. 750′ li yıllarda İslam dünyasında emre yazılı senet olarak bilinen ve sakk olarak adlandırılan kağıt para türü kullanılıyordu. Çoğul hali sukuk’tu.

Kağıt para Avrupa’ya 13. yy’da ulaştı.

Avrupa’da gümüş, Asya’da altın paralar daha çok kullanıldılar.

Zamanla bu paralar manipüle edildiler ve başka metallerle karıştırıldılar.  Özellikle 1500’lü yıllardan sonra bu durum enflasyon ve güvensizlik sorununu ortaya çıkardı.

Coğrafi keşiflerle Avrupa’ya büyük miktarlarda altın girişi oldu. Bu durum Asya’da gümüşün değerini artırdı.

Parayı, altına belirlenmiş bir oranda çevirmeyi garanti eden ulusal bankalar kurulmaya başlandı. Bu durum kendi zorluklarını ve krizlerini de beraberinde getirdi. Bu dönemde para bir değer birimi olarak evrilmeye başladı.

1661 yılında ilk Avrupalı banknotlar daha sonra İsveç Bankası olarak bilinen Stockholms Banco tarafından basıldı.

Orta Çağ boyunca Avrupa’da ticari senetler ve banknotlar gelişimini sürdürdü. Ticaretin gelişmesi bunun en önemli sebebidir.

Senedin güvenilir olması ve farklı bölgeler de paraya çevrilebilmesi hususu zamanla bir kredi sisteminin oluşmasına neden oldu.

16. yy dan itibaren bollaşan altının depolama sorununun ortaya çıkmasıyla sarraflar bu görevi üstlendiler. Emanete aldıkları altınlar için metalin miktarını ve saflığını belirten makbuzlar vermeye başladılar. Daha sonraları biriken bu metalleri borç vermeye başladılar ve para karşılığında emre yazılı senetler düzenlediler. Bu kısmi rezerv bankacılığının başlangıcı oldu.

Bu senetler sarrafın ödeme vaadiyle desteklenen güvenli ve uygun para biçimi olarak dolaşıma girebilecek devredilebilir bir araca dönüştü.

Banknot adı verilen kağıt senetler veren bankaların kurulması 1694 yılında İngiltere’de banknot basma hakkını tekelleştirmeye ve İngiltere Merkez Bankası’nı kurmaya kadar devam etti. ABD’nde ise bu uygulama 1913’te Federal Merkez Bankası kuruluncaya kadar devam etti.

18. yy’da ticari bankalar tarafından verilen senetlerin kanuni para olarak kullanımı yerini yavaş yavaş hükümetlerin kontrol ettiği ve bastığı banknotlara bırakmaya başladı. Bu paralar altın ve gümüşe dönüştürülebiliyordu. Bu itibari para ( parayı basan otoriteye güven )döneminin başlangıcı oldu. Pers imparatorluğunun Darik’i, Romalıların para birimi Denarius, İslam İmparatorluğu’nun Altın Dinarı, İspanyol Doları, Hollanda Guldeni, Fransız Frangı, Britanya Poundu ve son olarak ABD Doları sırasıyla baskın para birimi oldular.

18. yy’da dünyanın büyük kısmı iki metalli standarttaydı. Temel olarak kullanılan metaller altın, gümüş ve bakır’dı. Bu durumun yarattığı çevrilebilirlik sorunu belli bir çevirme oranı ile altına çevirme şeklinde çözümlenmeye çalışıldı ve 1880 yılında dünya’da ülkelerin çoğu altın standartındaydı.

19. yy’da Dünya büyük bir ticari gelişme ve göçlere tanıklık etti. Küreselleşme dalgası 1879 yılında Almanya’da korumacılığın yükselmesine neden oldu. Otto Van Bismarck ile Almanya, tarımsal ve üretim mallarında gümrük politikaları uygulayan ilk ülke oldu.

1870’ten önce finans merkezi olan Londra ve Paris’ e ek olarak Berlin ve Newyork yeni finans merkezleri oldular. İlaveten Amsterdam, Brüksel, Cenevre ve Zürih gibi yeni finans merkezleri önem kazanmaya başladı.

1913 yılında ABD’nde Federal Rezerv Yasası kabul edildi.

I. Dünya Savaşı sonrasında Almanya sert tazminatlar ödemeye zorlandı ve bu tazminatlar genelde ABD bankalarından alınan borçlarla ödendi. Almanya Newyork bankaları ve diğerlerinden 27 mia USD borç aldı.

1929 bunalımı sonrası ABD’nde Smoot-Hawley Tarife Kanunu imzalandı. Korumacı korkular arttı.

1930’da Almanya’nın savaş tazminatlarını yönetmek için BIS (Bank of International Settlements) kuruldu.

Almanya 1931 yılında altın standartını terk eden ilk ülke oldu. Akabinde Japonya, Kanada, Avusturya, İsveç gibi bir çok ülke altın standartını terk etti.

1944 yılında, Bretton Woods anlaşması imzalandı. Ardından BM kuruldu ve Marshall Planı oluşturuldu.

Bretton Woods, Amerikan Doları’nı dünyanın rezerv para birimi yaptı. Ülkeler döviz kurlarını ABD dolarına göre sabitleyecekler ve ABD doları onsu 35 dolar karşılığında altına dönüştürülecekti. 1946’da Dünya Bankası, 1947’de IMF kuruldu.

1960’da Belçikalı Amerikan ekonomist Robert Triffin, Triffin paradoksu olarak adlandırılacak sorunu tanımladı; Bir ülkenin ekonomik çıkarları dünya rezerv para biriminin sorumlusu olarak uluslararası hedefleri ile çelişiyordu. Dolar uluslararası piyasada aşırı değerli hale geliyordu.

1968 yılında Fransa altının yapay düşük fiyatı üzerine endişelerini dile getirerek eski altın standardına dönüş çağrısı yaptı.

1971 Ağustos ayında Başkan Richard Nixon doların altına dönüştürülebilirliğini askıya aldı. 1971 yılı Aralık ayında G-10 ülkeleri Washington’da biraraya gelerek Smithsonian Anlaşmasını imzaladılar.

1973 yılında Japonya ve AET ülkeleri paralarının piyasada serbest kura geçmesine karar verdi. On yıl içinde tüm sanayileşmiş ülkeler aynı şeyi yaptılar ve şu an da işleyen itibari sistemini yarattılar.

 

 

Ayrıca bkz  FİNANSAL KRİZ NEDİR

KAYNAK : İslami Finans ve Yeni Finansal Sistem (Tariq Alrifai), Buzdağı Yayınevi, 2016

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Follow by Email
LinkedIn
LinkedIn
Share