ETİK FİNANS VE “WALL STREET’İ İŞGAL ET” HAREKETİ

Tarih, 20. yüzyılın başladığı günleri, kapitalist sistemin serpilip büyüdüğü topraklarda “adalet ve eşitlik” isteyen yığınlar tarafından protesto edilip, yeni bir toplum düzeninin talep edildiği günler olarak not etti. Her toplumsal ve sosyal olay gibi bu hareketin altında yatan dinamikler de dünden bugüne oluşmuş değildir. Etik finans kavramının tarihi finansın tarihi kadar eskidir. Toplumsal dinamikler bireylerin birbirleri ile finansal ilişkilerinde ahlâki olması için baskı yapmıştır. Bu dinamikler içinde dinin rolü büyüktür. 20. yüzyılda daha çetrefil hale gelen finans enstrümanları etik finansman kavramının daha çok gündeme gelmesine sebep olmuştur.

2008 Mortgage krizi ile bankacılık ve finansal krizlerin nüksetmesi, geleneksel finans ve bankacılık sisteminin karmaşıklığını ve kırılganlığını ortaya çıkarmıştır. Nitekim, kısmen etik ve ahlâki sorunların yanı sıra ekonomik birimlerin finansman sistemiyle bağlantılı eksiklikleri de gözlemlenmiştir.  Bilgide belirli bir şeffaflığa dayanan geleneksel sistem, kredi sistemi ve menkul kıymetleştirme yoluyla borçlanmayı teşvik etmektedir.  Bu sistemde, kaldıraçlı ticaret, açığa satış ve spekülasyon yoluyla kârın maksimize edilmesi, finans ve bankacılık faaliyetlerinde etik bir bozulmaya yol açmıştır ve açmaya devam etmektedir. Açgözlülük, yolsuzluk ve bilgi asimetrisi gibi etik olmayan uygulamalar, finansal kurumların ve piyasa katılımcılarının davranışlarını karakterize etmektedir. İlaveten reel yatırım operasyonlarına karşı spekülatif hareketler artmıştır. Sermaye piyasasında gözlemlenen başarısızlıklar ve çarpıklıklar, disiplinsizlik, şeffaflık ve finansal aracılık rolünde etik eksiklik ve bir bilgi asimetrisi sorunu ortaya koymaktadır.

1999’un Kasım ayında binlerce gösterici tarafından Seattle’da gerçekleştirilen ve DTÖ toplantısını engelleyerek sembolik ama önemli bir başarı kazanan küresel kapitalizm karşıtı hareket, küreselleşme karşıtı protestoların ve “Wall Street’i İşgal Et” hareketinin öncüsü olmuştur.

2000’li yılların başında Washington, Prag, Cenova ve Quebec gibi şehirlerde Seattle protestosuna benzer toplumsal hareketler IMF, Dünya Bankası, G8 gibi uluslararası kuruluşlara yönelik olarak gerçekleştirilmeye devam etmiş ve bu eylemlerin çıkış noktasını Küresel Adalet Hareketi (KAH) oluşturmuştur.

11 Eylül’den sonra Küresel Adalet Hareketi eylemcileri yeni bir evreye geçmiş, başarıya ulaşmak için sadece protesto değil, çözüm de ortaya koyma gereğinden hareketle dünyanın çeşitli bölgelerinde bölgesel, ulusal ve yerel forumlar düzenlemişlerdir. Wall Street İşgali (WSİ), farklı bir hareket olarak ortaya çıksa da KAH’ın forum odaklı ikinci evresini sonlandırarak üçüncü evreye işaret etmiştir (Uncu, 2011), ( http://www.radikal.com.tr/radikal2/seattledan-wall-streete-1067345/ )

Wall Street’i İşgal Et” hareketi, 17 Eylül 2011’de Amerikan borsasının kalbinin attığı Wall Street’te, Kanadalı aktivist grup Adbusters tarafından başlatılan zengin ve yoksulların gelir dağılımındaki adaletsizliği, sosyal eşitsizliği, işsizlik ve kapitalist ekonomik politikaları ve şirketlerin ABD yönetimi üzerindeki nüfuzunu protesto etmek amacıyla başlatılmış bir harekettir.

En zengin yüzde 1’lik kesimin ülke gelirinin yüzde 35’ine sahip olduğuna dikkati çeken ve kendilerini geriye kalan ”yüzde 99” olarak niteleyen protestocuların hedefi finans sektörü, büyük Amerikan şirketleri ve lobilerdir. Hedef finans sektörü olunca, protestocular da finansın kalbi Wall Street’i kendisine mekân olarak seçmiştir. Protestolar Aşağı Manhattan’dan çıkıp, ülke çapındaki kentlere ve kasabalara yayıldıkça, şirketlerin açgözlülüğüne ve ekonomik eşitsizliğe karşı öfkenin gerçekliği ve derinliği ortaya çıkmıştır (Güler, 2015).

Resmi olarak 17 Eylül 2011’de başlayan işgal hareketi, son 40 yılda Amerika Birleşik Devletleri’nde aşırı protesto taktiklerini kullanan en önemli sosyal hareket ve kolluk kuvvetlerine önemli bir meydan okuma oluşturmuştur (Gillham vd., 2013). 9 Ekim 2011 itibarıyla 82 ülkeden 95 şehirde “İşgal Et” eylemleri düzenlenmiş, Ekim 2012’de ise Antarktika dışında işgal eylemi düzenlenmeyen kıta kalmamıştır.

Mısır ve Tunus’taki halk ayaklanmalarından ilham alan “Wall Street’i İşgal Et” hareketi, en zengin %1’in küresel ekonominin kurallarını nasıl yazdığını ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Sokak eylemleriyle ABD’nin pek çok yerine yayıldıktan sonra, sosyal paylaşım siteleri üzerinden dünyanın çeşitli yerlerinde de örgütlenen ve geçen 15 Ekim’i küresel protesto günü ilan eden hareket, Arap Bahar’ından da etkilenmiştir.

Eylemler barışçıldır ve eylemcilerin çoğunluğunu eğitimli gençler oluşturmuştur. Protestocuların sloganlarından bazıları “Biz %99’uz”, “% 99’a yardım ve milyonerlere vergi”, “Bankalar kurtarıldı, biz satıldık” şeklindedir. Eylemler tüm ABD’ye yayılmıştır.

Eylemin büyüklüğüne rağmen büyük medya kuruluşlarında fazla yer almamış ve zaman zaman bu kuruluşlar tarafından kötü gösterilmek için eylemcilere Nazi, Komünist, seks bağımlısı gibi sözler sarf edilmiştir.

Hareket, bir finansal, ekonomik kriz değil, aynı zamanda sosyal bir kriz, iklim krizi, enerji krizi gibi çok geniş bir alanı kapsayan bir kriz, başka bir değişle bir uygarlık krizi olarak değerlendirilse de aslında küresel finans ahlaksızlığına ve terörüne yöneliktir. Artık insanlık kapitalizmden çıkmanın araç ve yöntemlerini, adalet ve eşitliği istemektedir.

Hardt ve Negri WSİ hareketinin, bankacıların ve finans endüstrisinin hiçbir şekilde “bizi” temsil etmediği mesajını verdiğini belirtmektedir. Wall Street için iyi olan, kesinlikle ülke veya dünya için iyi değildir. Hardt ve Negri, bu hareketin gerçek demokrasi için alternatif olarak ne sunduğuna ve hedefledikleri gerçek demokrasinin ne olduğuna ilişkin en açık ipuçlarının, hareketlerin kendi iç örgütlenmelerinde, özellikle meydanlarda kamp kuranların yeni demokratik pratikleri deneyimleme biçimlerinde bulunabileceğini ve bu hareketlerin meclisler ve katılımcı karar alma yapıları ile karakterize edildiğini belirtmektedir (Hardt ve Negri, 2011).

Wall Street İşgali hareketini, 1968’den bu yana ABD’de yaşanan en önemli siyasî olay olarak tanımlayan ve bu hareketin 1968 hareketi gibi ileride örnek alınacak bir model yaratmayı başardığını ifade eden Wallerstein’a göre, sadece sefalet içinde olanların değil, yoksul ücretli kesime yüklenen ekonomik zorlukların giderek büyümesi ve ABD nüfusunun %1’inin (veya Wall Street) açgözlülüğünün ve diğer kesimlere uyguladığı sömürünün artması ve dünyada yaşanan diğer emsal hareketler (Arap Baharı, İspanya’daki hareketler, Şilili öğrenciler, Wisconsin’deki sendikalar) isyan ateşini yakmıştır. Wallerstein, hareketin ilk aşamasında medyanın protestocuları görmezden geldiğini, hareket yayılmaya başlayınca da meseleyi tepeden bakan bir üslupla yorumladığını, hareketin meşruiyet kazanmasıyla birlikte merkez medyanın yayın organları olan New York Times ve Times gazetelerinin hareketi ciddiye alan ifadeler kullandığını belirtmiştir (Şen, 2013).

Adaletin sağlanmasının açlığın, yoksulluğun, işsizliğin ve hatta hastalıkların ortadan kaldırılması yönünde ağırlığı olduğu gibi finansal kaynakların kullanımında da anlamlı bir katkısı vardır. Her ne kadar bu amaç hep var olageldiyse de özellikle 17 Eylül 2011’de New York’daki ‘Wall Street İşgal Hareketiyle’ görünür hale gelen toplumsal direnişten sonra kritik önem kazanmıştır. Bu olay, dünyada barışın ve sosyal ahengin sağlanmasında adaletin ne kadar zorunlu olduğu gerçeğini daha da açıkça göstermiştir. Bu nedenle, adaletin gerçekleştirilmesi bütün kurumların olduğu kadar finansal sistemin de en önemli meselesidir.

Toplumların gelecek politikaları belirlenirken İslâm’ın eğitim ve iş ahlâkı fikirlerinden yararlanması gereklidir. Çünkü İslâm’ın iş ahlakı ve eğitim metotlarına yönelik yaklaşımları insan doğasına uygun olan sürdürülebilir bir özellik arz etmektedir. İslami finans, Batı’da inanç temelli ve sosyal sorumlu yatırımlar olarak şekillenen Etik Finansın her türlüsünü kapsayan bir finans doktrini olarak “etik finans“ kavramının bütün tanım ve anlamlarını kavramakta ve kapsamaktadır.

 

KAYNAKÇA

Gillham, P. F., Edwards, B., Noakes, J. A. 2013. “Strategic incapacitation and the policing of Occupy Wall Street protests in New York City, 2011”. Policing and Society, 23(1), 81–102.

Güler, M. A. 2015. “Kriz veYeni̇ Toplumsal Hareketler: “İşgal Et” Örneği̇”. Dergipark.Org.Tr. Tarihinde adresinden erişildi https://dergipark.org.tr/download/article-file/287161

Hardt, M., Negri, A. 2011. “The Fight for “Real Democracy” at the Heart of Occupy Wall Street The Encampment in Lower Manhattan Speaks to a Failure of Representation“. Tarihinde adresinden erişildi http://www.foreignaffairs.com

Şen, F. 2013. “Wall Street İşgali’nin Medyada Temsili”.

Uncu, B. A. 2011. “Seattle’dan Wall Street’e”. Tarihinde 03 Ekim 2020, adresinden erişildi http://www.radikal.com.tr/radikal2/seattledan-wall-streete-1067345/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Follow by Email
LinkedIn
LinkedIn
Share