BÜYÜME VE İŞSİZLİK

İşsizlik hem ekonomik hem de sosyal neden ve sonuçları olan bir olgudur. İşsiz ise, çalışma arzusunda olan ve cari ücretlerden çalışmaya razı olup ta iş bulamayan işgücünün varlığıdır. Ekonomik büyüme ise toplam ya da kişi başına üretilen mal ve hizmet miktarındaki artıştır. Bir ekonomide üretilen mal ve hizmet miktarı girdilerin miktarına bağlıdır.

İşsizlik ve büyüme arasındaki ilişki 1962 yılında Amerikalı iktisatçı Arthur Okun tarafından açıklanmaya çalışılmış ve Okun Yasası olarak bilinen iktisadi denklem ile bu ilişki ortaya konmuştur. Bu formül aracılığı ile işsizliği azaltmak için gerekli olan reel büyüme oranı hesaplanabilmektedir. Bu yasa, hedeflenen bir büyüme oranının zaman içinde işsizliği nasıl etkileyeceğini göstermektedir.

Genel kanı büyüyen bir ekonomide işsizliğin azalacağı, istihdamın aratacağı yönündedir. Ekonominin küçülmesi durumunda ise işsizliğin artacağı, kapanmalar ve küçülmeler nedeniyle istihdamın azalacağı beklenmektedir. Gerçekte ise büyüme durumunda işsizliğin azalmasından ziyade, küçülme durumunda işsizliğin artması daha sık rastlanan bir durumdur.

Literatürde ekonomik büyüme ve işsizlik üzerine yazılmış birçok makale bulunmaktadır. Bu çalışmaların birçoğu bu iki olgu arasındaki ekonometrik nedensellik ilişkisini ve yönünü araştırmaya çalışmaktadır.

Dünya’da gelişmekte olan ülkelerde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızlı büyüme ve bakir iş alanlarında istihdam yaratılması neticesinde işsizlikte önemli bir düşüş yaşanmıştır. 1990’lı yıllardan itibaren ise özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaşanan iktisadi büyümeye istihdamın eklenmediği görülmektedir. Bunun birçok ekonomik ve sosyal nedenleri bulunmaktadır. İstihdam yaratamayan hızlı bir ekonomik büyüme yapısı, üretime dayalı reel bir ekonomik büyüme yaratamamaktadır. Büyümenin istikrarsız olması işsizlik üzerinde olumsuz bir etki doğurmaktadır. Başka bir deyişle, bir önceki yıl çok büyümüş sonraki yıl ise büyüme hızını önemli ölçüde kaybetmiş bir ekonomi yeterince istihdam yaratamamaktadır. İşsizliğe olumlu katkısının görülebilmesi için istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme yakalanmalıdır. İşsizlik sorunu çok boyutlu bir konu olması nedeniyle, sadece ekonomik büyüme ile ilişkilendirmek ve çözümlemeye çalışmak yanlıştır. İstihdam yaratmayan büyümenin söz konusu olması durumunda, talep yönetimli politikalar işsizliğin azalmasında etkili olamamaktadır. Bu durumda otoritelerin emek piyasasına ilişkin yapısal değişim ve reformlar uygulaması işsizliğin azaltılmasında daha etkili olabilmektedir.

Türkiye’de 2000’li yıllardan sonra yaşanan iki finansal kriz etkisiyle küçülen ekonomi, diğer yıllarda pozitif büyüme oranları yakalamış olmasına rağmen, istikrarlı ve sürdürülebilir büyümenin (SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME VE TÜRKİYE’NİN DURUMU) yakalanamamış olması yeterince istihdam yaratamamıştır. İstihdamsız büyüme veya yoksullaştıran büyüme tartışması bu durumda ortaya çıkmakta ise de dayanaklarının tam olarak izahı yapılamamaktadır. Yeni iş alan ve imkânlarının yaratılmasının yolu sadece ekonomik büyüme değildir.

Yıllara Göre Ekonomik Büyüme (%)
Yıl Ekonomik
Büyüme
Yıl Ekonomik
Büyüme
Yıl Ekonomik Büyüme Yıl Ekonomik
Büyüme
Yıl Ekonomik
Büyüme
Yıl Ekonomik
Büyüme
1923 1943 –       9,80 1963              9,40 1983          5,00 2003           5,90 2018 2,9
1924         14,80 1944 –       5,10 1964              4,10 1984          6,70 2004           9,40 2019 0,9
1925         12,90 1945 –     15,30 1965              2,60 1985          4,20 2005           8,90 2020 1,8
1926         18,20 1946       32,10 1966            11,70 1986          7,00 2006           7,30 2021 11
1927 –       12,70 1947         4,10 1967              4,50 1987          9,50 2007           5,00
1928         10,80 1948       16,40 1968              6,70 1988          2,10 2008           0,90
1929         21,50 1949 –       5,00 1969              4,10 1989          0,30 2009 –        4,80
1930           2,50 1950         9,40 1970              3,20 1990          9,30 2010           8,90
1931           8,20 1951       12,80 1971              5,60 1991          0,90 2011         10,70
1932 –       10,60 1952       12,00 1972              7,40 1992          6,00 2012           4,70
1933         15,50 1953       11,20 1973              3,30 1993          8,00 2013           8,90
1934           6,30 1954 –       2,90 1974              5,60 1994 –        5,50 2014           5,00
1935 –         3,00 1955         8,10 1975              7,20 1995           7,20 2015           5,90
1936         23,10 1956         3,30 1976            10,50 1996           7,00 2016           3,20
1937           1,50 1957         7,90 1977              3,40 1997           7,50 2017           7,40
Kaynak: TÜİK

https://www.tuik.gov.tr/ İşsizlik ve büyüme verilerine TÜİK sitesinden erişebilirsiniz.

Yıllara Göre İşsizlik Oranı (%)
Yıl İşsizlik
Oranı
Yıl İşsizlik
Oranı
Yıl İşsizlik
Oranı
Yıl İşsizlik
Oranı
Yıl İşsizlik
Oranı
Yıl İşsizlik
Oranı
1923            9,10 1943      2,90 1963    3,40 1983     7,90 2003      10,10 2018 12,3
1924            6,90 1944      3,10 1964    3,50 1984     7,80 2004      10,80 2019 13,5
1925            5,30 1945      3,10 1965    3,70 1985     7,30 2005      10,60 2020 13,1
1926            5,10 1946      2,70 1966    3,60 1986     8,10 2006      10,20 2021 12
1927            4,20 1947      2,50 1967    4,80 1987     8,50 2007      10,30 2022
1928            3,80 1948      2,30 1968    5,20 1988     8,40 2008      11,00
1929            3,20 1949      1,80 1969    5,90 1989     8,60 2009      14,00
1930            3,20 1950      1,50 1970    6,40 1990     8,00 2010      11,90
1931            4,50 1951      1,70 1971    6,80 1991     8,20 2011       9,80
1932            4,50 1952      1,90 1972    6,30 1992     8,50 2012       9,20
1933            3,90 1953      2,80 1973    6,80 1993     8,90 2013       9,70
1934            3,20 1954      3,20 1974    7,30 1994     8,50 2014       9,90
1935            3,30 1955      3,10 1975    7,60 1995     7,60 2015      10,30
1936            2,90 1956      3,20 1976    9,00 1996     6,60 2016      10,90
1937            2,70 1957      2,80 1977  10,00 1997     6,80 2017      10,90
Kaynak: Akademik Makaleler ve TÜİK

Türkiye düşük kur politikası uygulayarak yurtdışından ithal edilen yatırım malları ve ara malların maliyetini azaltacak politikalar izlemiştir. Bu sebeple özellikle 1990’lı yıllardan sonra Türkiye’de makine imalatı, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerindeki üretim ve ihracat artmıştır. Bununla birlikte bu sektörler sermaye yoğun sektörler olduğundan, bu sektörlerdeki verimlilik artışları, emekten ziyade sermaye yapısından kaynaklanmaktadır.

Türkiye’de işsizliğin nedenleri aşağıda sıralanmıştır.

  • İşgücünün önemli kısmının tarımsal faaliyetlerde verimsiz bir şekilde yer alması,
  • Emek yoğun iktisadi büyüme yerine sermaye yoğun iktisadi büyümenin olumsuz etkileri, vasıfsız işgücüne talebin azalması,
  • Teknolojik gelişmeler,
  • Devam eden köyden kente göç,
  • İş beğenmeme,
  • Sermaye yetersizliği,
  • Emek yoğun üretim yapılan tekstil sektöründe üretimin ucuz işgücü nedeniyle Çin’e kayması,
  • Dahilde işleme rejimin getirdiği ithalata dayalı üretim,
  • Ekonomik büyümenin üretime değil, ithalata dayalı olarak gerçekleşmesiyle yatırım malı ve enerji ithalatının artması ve böylece devam eden kısır döngü,
  • Ara malı yatırımlarının özendirilmemesi,
  • Spekülatif amaçlı sıcak para girişleri, böylece döviz kurunun ucuzlaması ve ithalatı özendirmesi ve nihayetinde cari açığı genişletmesi,
  • Hızlı nüfus artışı,
  • Kadın istihdamında tarım sektörünün, kırsallığın, kayıtdışılığın ve ücretsiz aile işçiliğinin fazla olmasının istihdam verilerini olumsuz etkilemesi,
  • İhracata dayalı sanayileşme stratejisi çerçevesinde katma değeri düşük emek yoğun malların üretiminden, katma değeri yüksek üretim sürecine geçilmesi,
  • Okullaşma oranındaki artışın mesleki olmaması diğer bir deyişle, bilinçli eğitim programlarıyla işe uygun işgücü yetiştirilememesi,
  • 1982 Anayasası ile birlikte işçi sendikalarının zayıflayan yapısı,
  • Türkiye’deki işgücü maliyetlerinin yüksek olması ile kayıtdışılığın özendirilmesi.

Türkiye’de 2000’li yıllardan sonra özellikle enflasyon hedeflemesi stratejisinin uygulandığı ve kısa vadeli faiz oranlarının para politikası aracı olarak kullanıldığı fiyat istikrarını merkeze alan ekonomi politikaları nedeniyle büyüme öncelikli hedef durumunda olamamıştır. Halen bu süreç devam etmektedir. Tablolarda görüldüğü üzere 2000 yılından bu yana yüksek büyüme kaydedilen birçok dönem olmasına rağmen işsizlik azaltılamamıştır.

Genç bir nüfus yapısına sahip olan Türkiye’de işgücü piyasasına katılım hızla artmaktadır. İşsizliğin azaltılması için Türkiye’de öncelikle istikrarlı ve sürdürülebilir yüksek büyüme oranına ulaşılması gerekir. Ayrıca, işsizliğe neden olan yapısal sorunların giderilmesine yönelik ulusal bir istihdam politikasının geliştirilmesi önemli olan diğer bir husustur. Bu çerçevede, geleneksel para, maliye ve istihdam politikalarının dışına çıkılması gereklidir. Nitelikli işgücü eğitim programları, kayıt dışı istihdamı önleyici yasaların güçlendirilmesi, Türkiye’nin rekabet gücünün yüksek olduğu sektörlerin ihtiyacına uygun işgücünün yetiştirilmesi, gelir vergisi ya da çeşitli prim indirimlerine yönelik olarak yapılacak kurumsal düzenlemelerle emek talebinin uyarılmasına yönelik düzenlemelerin arttırılması, yarım gün iş yasasının yasallaştırılması ve yaygınlaştırılması büyümenin istihdam üzerindeki etkilerini arttıracaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.