SERMAYE MALİYETİ VE EKONOMİK KÂR

Ekonomi ve finansta kullanılan bütün varlıkların edinim ve elde tutulmasında bir maliyet yani sermaye maliyeti söz konusudur.

Sermaye, literatürde kapital veya anamal kelimelerinin de karşılığı olarak kullanılmakla birlikte ekonomi biliminde mal üretmek için kullanılan makine, fabrika, demirbaş gibi bütün fiziksel varlıkları ifade eder. Ekonomi bilimindeki sermaye kavramı ile finans bilimindeki sermaye birbirlerinden ayrılırlar. Öyle ki, finansta sermaye kavramı fiziksel sermaye üzerindeki mülkiyet hakkını ifade eder. Paraya dönüştürülebilen bono, hisse senedi gibi değerler de sermaye olarak kabul edilir. Ekonomi bilimi için sermaye ise üretimde emeğin verimini arttıran, fabrika, yol, baraj, tesis, gereç, aygıt gibi üretim araçlarıdır. Halk dilinde sermaye denince para, kıymetli kağıtlar, hatta doğal kaynaktan söz edilmektedir.

Pierre Bourdieu sermayeyi üçe ayırır; Bunlar sırasıyla ekonomik, kültürel ve sosyal sermayelerdir. Bu üç sermaye türü aslında oldukça yakın bir şekilde birbirine bağlıdır. Sermaye türleri arasındaki söz konusu bu yakın ilişki her bir sermaye türünün diğeri ile arasında ayrılmaz bir işbirliği olduğu anlamına gelir.

Türkiye’de sermaye piyasaları önemli seviyede yol alınmasına rağmen halen sığ seviyelerdedir. Gelişmiş finans piyasalarına sahip ABD’nde KOBİ işletmelerinin kolayca hisse senedi ihraç ettiğine, piyasaya bono veya tahvil satarak kolayca borçlanabildiğine şahit olunmaktadır. Sistemin bu denli kolay işlemesinin şeffaflık, yasal düzenleme, basiretli iş adamı olma vs.  gibi onlarca nedeni bulunmaktadır.

Sermaye Maliyeti

Sermaye maliyeti firmanın kaynak maliyeti anlamında kullanılan bir ifadedir. Diğer bir ifadeyle firmanın sahip olduğu kaynaklarının maliyetidir. Firmanın temelde iki çeşit kaynağı bulunmaktadır. Bunlar öz kaynaklar ve yabancı kaynaklardır. Öz kaynaklar ile ifade edilen kısım çoğunlukla hisse senetleri olurken; borçla ifade edilen kısım da çoğunlukla tahvil olmaktadır. Bankadan kullanılan uzun vadeli krediler de yabancı kaynak kapsamında değerlendirilmektedir.

Biraz daha teknik olarak ifade edersek, söz konusu kaynaklar firma için finansman kaynağı olarak ifade edildiğinde, bu kaynağın maliyeti, firmaya sağladığı nakit girişlerinin bugünkü değeri ile muhtemel nakit çıkışlarının bugünkü değerine eşitleyen iskonto oranı olarak hesaplanabilir. Hesaplanan iskonto oranı o kaynağın firmaya olan maliyetini ifade etmektedir.

Türkiye’de KOBİ bilançolarını şöyle bir gözümüzün önüne getirildiğinde pay sahiplerinin mevcut işletme varlıkları üzerindeki iddiasının gösteren ÖZSERMAYEYİ ve yabancı kaynak olarak kullanılan BANKA KREDİLERİNİ (Basel Kriterleri ve Kredilendirme Süreçleri) görülmektedir. Hatta genelde özsermaye sorunun bulunduğu ve faaliyetlerin banka kredilerinden yaratılan fonlarla çevrilmeye çalışıldığı izlenmektedir.

Muhasebe karı ile ekonomik kar arasındaki ayırım, özsermayenin de bir maliyeti olduğundan hareketle ortaya çıkmaktadır. Muhasebe için bedava olan özsermaye, finansçı için bir maliyeti haizdir. En basit anlatımıyla, herhangi bir faaliyete kanalize ettiğiniz sermaye ile başka bir fırsatı değerlendirmekten vazgeçilmektedir. Burada bir fırsat maliyeti söz konusudur. Öte yandan pay sahipleri, koydukları sermaye için firmadan kar payı beklentisi içinde olacaklardır. Bu kar payı en azından hazine bonosunun getirisinin üzerinde olmalıdır. Bu beklenti, firmanın sektörüne, pazarına ve konulan sermayenin ölçeğine göre değişiklik gösterebilir.

Şimdi bir KOBİ firmanın gelir tablosunu kabaca aşağıya alalım;

( TL )MuhasebeciFinans Uzm.
Faaliyet karı200200
Faiz gideri-20-20
Diğer faaliyet dışı giderler-5-5
Özsermayenin maliyeti-100
Vergi öncesi kar17575
Vergi karşılıkları-50-50
Muhasebe karı125
Ekonomik kar25

Görüldüğü üzere muhasebe karı ile ekonomik kar belirgin bir fark bulunmaktadır. Burada özsermaye maliyeti olan 100 TL, varsayılan KOBİ işletmenin 1.000 TL defter değeri olduğu farzedildiğinde yıllık %10 hazine bonosu getiri ile bulunan özsermaye maliyet bedelidir.

Firmanın defter değeri (net muhasebe değeri), yayınlanan muhasebe belgelerinden yola çıkılarak ölçülen ve aktif toplamından borçların düşülmesiyle elde edilen tutara tekabül etmektedir.

Bilançoda aktifte gösterilen değerler, defter değeridir ve genellikle aktif kalemlerinin şu anki değerleri değildir. Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerine (Generally Accepted Accounting Principles-GAAP, https://www.accounting.com/resources/gaap/) göre, ABD’nde denetime tabi tutulan finansal tablolar, genellikle tarihi maliyetlerle (historical cost) gösterilmektedir. Diğer bir deyişle, varlıklar firmanın onlar için ödedikleri değerlerle muhasebe defterlerinde yer almaktadırlar. Dolayısıyla, ne zaman önce alındıkları ve bugünkü değerlerinin ne olduğu önemli değildir.

Ülkemizde işletmelerin ortalama ömrü gelişmiş ülkelere göre oldukça düşüktür. İşletmenin iyi yönetilememesi en önemli nedenlerden biridir. Daha çok aile şirketi olan KOBİ’lerde işin her türlü uzmanı firmanın ana ortağıdır. Finans uzmanı ise muhasebeciler veya mali müşavirlerdir. Bilançolar ve gelir tabloları ise vergi matrahının manipülasyonu için kullanılmaktadır. Muhasebe karı, işin vergisel boyutuyla ilgilenilmesini zorunlu kılıyor fakat ekonomik karın üzerinde durulması farklı finansal politika ve stratejilerin gündeme gelmesini gerektirebilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.